MİLLİ EKONOMİ DOSYASI : BELLEK DÜRTÜCÜ – 1 * ORGANİZE İŞLER * SUÇ DOSYALARI * TÜRKİYE NEDEN YOKSULLAŞTI ???

Özel Buro Grubu'na
Hoş Geldin!

İçeriklerden anında haberdar olmak için mail sistemine abone olmak ister misiniz?

 

BELLEK DÜRTÜCÜ – 1 * ORGANİZE İŞLER * SUÇ DOSYALARI * TÜRKİYE NEDEN YOKSULLAŞTI ??? * ÖZELLEŞTİRMELER * SEYDİŞEHİR ALUMİNYUM KURTLAR SOFRASINA NASIL SUNULDU ???

 

Posted on  by Nacikaptan

Naci KAPTAN – 16 Aralık 2022

 


 

Her birgün çok farklı ve önemli GÜNDEM konularıyla aklımız karışıyor, çağdaş ülkelerde ayda, yılda bir meydana gelen olayların çok daha katmerlisi ülkemizde üçü-beşi birden aynı günde karşımıza çıkıyor. Despotik sultanizm yönetimi ile toplumun özgürlüğü, hakları, vergileri çalınıyor. Bunlar yetmiyor demokrasi, cumhuriyet,  sosyal devlet, laiklik, çağdaşlık, aydınlanma devrimleri de çalınıyor. Dünyanın en büyük, planlı, şeytanın aklına gelmeyecek yöntemlerle yapılan yolsuzluklarla son 20 yılda halkın vergilerinin 420 milyar dolarının çalındığı hesaplanıyor. Küresel değerlendirmelerde , İYİ olan sıralamalarda ülkemiz en diplerde, KÖTÜ sıralamalarda ise en üst sıralarda  yer alıyor. Bu kadar büyük karmaşada aklımızda oluşan karışıklıktan olanları unutuyoruz. İşte BELLEK DÜRTÜCÜNÜN görevi burada başlıyor.
Naci KAPTAN

 


 

BELLEK DÜRTÜCÜ 1 * https://nacikaptan.com/?p=104095 – ORGANİZE İŞLER * SUÇ DOSYALARI * TÜRKİYE NEDEN YOKSULLAŞTI? * ÖZELLEŞTİRMELER * SEYDİŞEHİR ALUMİNYUM KURTLAR SOFRASINA NASIL SUNULDU?
BELLEK DÜRTÜCÜ 2 * https://nacikaptan.com/?p=104126 – ORGANİZE İŞLER, SPK, BORSA OYUNLARI * KERİZ SİLKELEME * TAŞKESENLİ, BAN OLAYI RAFA KALDIRILDI!!!
BELLEK DÜRTÜCÜ 3 * https://nacikaptan.com/?p=104876 – ORGANİZE İŞLER, SOYGUNLAR, MANİPÜLATÖRLER VE YARGININ SESSİZLİĞİ * TAŞKESENLİOĞLU’giller

 


 

Değerli arkadaşlar,
Her birimiz geçmişte ve hatta yakın geçmişte yaşananları unutuyoruz. Kolay unutulmasının bir başka nedeni de AKP iktidarının otokratik yönetiminin ağır baskısı, polis devletine dönüşen ülke, Dünya klasmanına girebilecek boyuttaki yolsuzluklar, tutuklamalar, kısılan özgürlükler, muhalif aydınların, yazarların, gazetecilerin, akademisyenlerin ve hatta Lozan anlaşmasının bağdaşığı olan Montrö’yü  savunan 104 amiralin yargılanması, Ülkemizin kanunlarla değil, torba kararnamelerle yönetilmesi, askıya alınan parlamento, siyasallaşan ve iktidarın parçası olan kamu yönetimi, valiler, kaymakamlar, emniyet, genel müdürler, savcılar, yargıçlar. Yok edilen güçler ayrılığı ve ipi çekilmiş olan anayasa. Tarikatlar ve cemaatlerin kamu yönetimine ortak olması, dönüştürülen eğitim, kırılan laik demokratik cumhuriyete dönüştük.
Üst üste gelen ve bizleri sersemleten hafızamızda tutmaya çalıştığımız her bir kötü olayın üzerine kısa zamanda daha fazlası geliyor. Demokratik, çağdaş ve liyakatlı yöneticilerin bulunduğu ülkelerde üç beş ayda bir ve daha az dozda gerçekleşen olaylar maşallah bizde bir günde oluveriyor. Bu nedenle aklımız karışıyor. Kısa zaman önce gerçekleşen olumsuzluklar hafızamızdan siliniveriyor.
 Burada dikkat çekmek istediğim önemli bir durum var; Kötü olaylara, özgürlüklerin gasp edilmesine, yöneticilerin yasa dışı eylemlerine, hırsızlık ve yolsuzluklarına, nepotizme, yoksulluğa, enflasyona, çocuk tecavüzlerine, kadınların sosyal yaşamdan dışlanmalarına ve kadın cinayetlerine TOPLUMUN BAĞIŞIKLIK KAZANARAK ALIŞMASI!!! Hepimizin bu konuda dikkatli ve uyanık olmamamız gerektiğini düşünüyorum.
 
Farkındasınız veya değilsiniz;
 
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, örtülü olarak Recep Tayyip Erdoğan tarafından fesih edilmiştir. TBMM, Parlamento var gibidir ama gerçekte yoktur. Anayasa var gibidir ama yoktur. Yasama, Yargı, Yürütme var gibidir ama yoktur. Ülke Beştepede var olan PARALEL bir hayalet topluluk tarafından yönetilmektedir. Sivil bir darbe gerçekleştirilmiştir.
 
Tüm bunların karanlığında gerçekleşen politik, sosyal olaylar aklımızı karıştırdığı için kolayca unutuyoruz. Bu nedenle zaman zaman BELLEK DÜRTÜCÜ olarak hatırlatmalar yapacağım.
 
Günümüzde yaşanmakta olan derin yoksulluk, önlenemeyen büyüklükteki enflasyon ve pahalılık, işssizliğin temel nedenlerinden birisi de Cumhuriyet hükümetlerinin 85 senede yapmış olduğu tüm MİLLİ VARLIKLARIMIZIN, sözde özelleştirme masalları ile ve değerinin çok altında satılmış olmasıdır. Özelleştirme, emperyalizmin, az gelişmiş, gelişmekte olan ülkelerin ekonomik olarak güçlenmemesi için, işbirlikçi iktidarlar, taşaronlar eliyle  ülke varlıklarına EL KOYMASI’dır. Ülkemizde üretim ve istihdam bitmiştir. Ülkemizin tüm kaynakları inşaata, yola, köprülere ve gereksiz büyüklükteki hastahanelere harcandığından üretim yapacak fabrika ve tesis kalmamıştır. Yapılan her bir yatırım GERÇEK MALİYETİNİN 3-5 katına ihale edilmiş ve aradaki büyük fark birilerinin zenginleşmesine aracı olmuştur. Türkiye tıpkı 80’lerde Arjantin’in yaşadığı özelleştirme ve derin yoksulluğu yaşamaktadır. Türkiye ekonomik olarak işgal edilmiştir.
Bilindiği gibi, 16 Kasım 2002 tarihinde AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna açıklanan AKP Acil Eylem Planı‘nda; özelleştirme çalışmalarına hız verileceği belirtilmiş, özelleştirmeler konusunda kararlı olunduğuna özellikle vurgu yapılmıştır. Görülen odur ki Recep tayyip Erdoğan iktidara geldiğinde her nasılsa ÖZELLEŞTİRME PLANLARINI önceden hazırlamış ve bunu da ACİL EYLEM PLANI olarak isimlendirmiştir!!!
 
SEYDİŞEHİR ALUMİNYUM TESİSLERİ; Türkiye’de birincil Alüminyum üreten tek kuruluştur ve yakın tarihte Oymapınar Barajı ile beraber Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından satışa çıkarılmıştır. 1973 yılından günümüze alüminyum üretimini sürdüren Seydişehir Alüminyum Tesisleri 2004 yılında 26,5 milyon Dolar kar etmiştir.
 
Oymapınar elektrik santralinin kuruluşa bağlanması ile var maliyet sorunu önemli ölçüde ortadan kalkmıştır. Üretim kalitesi ve pazar yönünden en verimli döneminnde ve tesislerin tam kapasite ile üretim yaparken ve buna rağmen daha da iyileştirilebilecek olan Seydişehir tesisleri Erdoğan’un yandaşı olan CENGİZ HOLDİNG’e değerinin altında Oymapınar Barajı ile birlikte satılmıştır. Bu satış yakın zamanda yapılmış olan  Tank/palet fabrikasının satılmasında olduğu gibi, 50 milyon dolar yatırıma ihtiyacı olduğu iddiası ile çok stratejik bir tesis olan Tank/palet Fabrikası Katar’a devredilerek işlevsiz bırakılmasının bir örneğidir.
AKP Hükümeti, 2003 tarihinden bu tarafa hızlı bir şekilde devam etmekte olan özelleştirme gayretleri neticesinde, elde, avuçta satacak hazine arsaları ve VARLIK FONUNDA bulunan birkaç banka ve tesis kalmıştır.. AKP Hükümetinin adalet, hak, hukuktan dem vurması sadece meydanlarda estirilen bir rüzgardan öteye gitmiyor. Ozelestirmeler sonucu 68 milyar $ havadan para sahibi oldular ama hala cari, açık hâlâ artan dış borç var.
Seydişehir Eti Alüminyum Fabrikası 1999/2000 yıllarında DSP – MHP – ANAP hükümeti sırasında, özellikle ANAP kanadınca satılma aşamasına getirildi. DSP ve MHP karşı çıktılar. Hatta bir ara Alüminyum Fabrikasının Türkiyede ‘TEK‘ olması nedeniyle özelleştirilme kapsamı dışına çıkartmak istendi fakat, ANAP karşı çıktı. Ama yinede satılmadı/sattıramadı. AKP, geçmiş Hükümetlerin parça parça yaptığı özelleştirmeleri toptan yapmaya, bir an evvel kapitalizm ve ABD isteklerini yerine getirme ‘gayretine ‘ girdi.
Seydişehir Eti Alüminyum Fabrikasının nihai satışı 17 Haziran 2005 tarihlidir.
 
Danıştay, 27 kasım 2007 yılında fabrikanın satışını iptal etti. Lakin bu mercide alınan karar ve uygulanması, özellikle AKP hükümetinin engellemesi, mahkemelerin doğru kararı vermesini engelledi. Ve Danıştay kararı hükümetce – yok ‘sayıldı’.
AKP iktidara geldikten sonra satmayı/Özelleştrmeyi/Peş-Keş çekmeyi planladıkları kamu yatırımlarını kasıtlı olarak işlevsiz ve bakımsız bırakmıştır. Ardından da bu tesisler zarar ediyor mazereti ile Cumhuriyet hükümetlerinin yapmış olduğu tüm tesisleri değerlerinin çok altında yabancılara, kendi çevresine, yandaşlarına satarak elden çıkarmışlardır. Var olan iddialara göre satılan her bir tesis, fabrika, rafineri, liman v.b. değerlerden komisyon alınmıştır. Elbet iktidar değiştikten sonra bu komisyon iddiaları araştırılarak bu iddialar gerçek ise sorumlular cezalandırılacak ve mülklerine el konacaktır.
Kuruluşun , özelleştirme kapsamından çıkarılarak, kapasite artırımı ve tesislerin modernizasyonu amacıyla yapılacak yatırımlarla ülkemiz sanayisinin en yüksek katma değer yaratan- kuruluşlarından biri olması mümkün iken satılmıştır.
Türkiye’nin cevherden alüminyum elde eden ve madenden son ürüne kadar üretim yapabilen tek entegre alüminyum fabrikası Eti Alüminyum A.Ş., ülkemizin ve faaliyet gösterdiği bölgenin ekonomisine katkı sağlayarak çalışmalarına devam ederken. Türkiye’nin tek birincil alüminyum üreticisi Eti Alüminyum A.Ş., 2005 yılında özelleştirme kapsamında Cengiz Holding’e satıldı.
Eti Alüminyum A.Ş.’nin ürünleri, Avrupa’nın pek çok yerinde pencere profillerinden uçaklara, geniş bir yelpazede kendine kullanım alanları buluyor. Cengiz Holding bünyesine dahil edildikten sonra alüminyum üretiminde madenden gelen ve filtreleme ya da ayrıştırma süreçlerinde çıkan, alüminyum hidroksit ve alüminyum oksit gibi yan ürünlerin de satışını gerçekleştiren Eti Alüminyum A.Ş., bu ürünlerden yılda 400 bin tona yakın bir miktarda üretip 75 ülkeye ihracat yapıyor. Türkiye’nin yıllık yaklaşık 600 bin ton olan alüminyum ihtiyacının 82 bin tonu, Eti Alüminyum A.Ş. Seydişehir Entegre Tesisleri’nde üretiliyor.
Tüpraş’ın % 14 lük hissesinin borsa değerinin altında satılması; 52 milyon $ değerindeki Seka’nın 1,1 milyon $ satılması ve Cengiz Kardeşlere peşin 290 milyon $ satılan Eti Alüminyum Fabrıkasına ilaveten bedava verilen Oyma Pınar Hidroelektrik Santralinden dolayı devletin (Enerji Bakanlığının açıklaması doğrultusunda) 268 milyon$ zarara uğratıldığı tekrarlanmıştır.

 


 

300 MİLYON DOLARLIK TESİSE ALMANLAR’DAN 3 MİLYAR DOLAR 
 
AK Parti iktidarı, Seydişehir Alüminyum tesislerini Mehmet Cengiz’e yanında Oymapınar Barajı ile birlikte 300 milyon dolara satması yıllardır tartışılıyor. Satış süreci ile ilgili kamuoyunun bilmediği bir gerçek yıllar sonra ortaya çıktı. Meğer Almanlar 3 milyar dolar teklif etmiş..Bu günlerde de BEŞLİ ÇETENİN önde gelenlerinden olan Mehmet Cengiz 2005 yılında da Erdoğan’ın çok sevdiği bir müteahhit idi?
Türkiye’nin en büyük madencilik ve metalurji yatırımlarından biri olarak kabul edilen ve kendi alanında dünyanın sayılı tesislerinden Seydişehir Alüminyum Tesisleri’nin satışı konusunda ciddi bilgiler ortaya çıktı. AK Parti’ye yakınlığı ile bilinen Mehmet Cengiz ve telefon tapelerinde milletin anasına sinkaflı küfürler savuran Mehmet Cengiz’in, Seydişehir Alüminyum Tesisleri’ni Almanlara 3 milyar dolara satmaya çalıştığı bildiriliyor.
Merkez Parti Genel Başkanı Prof.Dr.Abdurrahim Karslı, Seydişehir Eti Alüminyum Tesisleri özelleştirme sürecini yakından takip ettiğini belirterek “Burada dönen dolapların büyük bölümü kamuoyuna doğru dürüst aktarılmadı. Fabrikanın Mehmet Cengiz’e satışı Türkiye’de tam bir hukuk skanadladır. Sırf bu fabrikanın adı geçen işadamına satışı için kanun çıkarıldı, Anayasa Mahkemesi Yasa iptal etti. Tüm bunlara rağmen hala fabrika Mehmet Cengiz’e ait” dedi.
ALMANLAR ÖNCE HUKUK’A BAKTI
Seydişehir Eti Alüminyum Tesisleri ile birlikte Oymapınar Hidroelektrik Santrali’nin de aynı şirkete adeta “Promasyon” olarak verildiğini belirten Karslı şunları söyledi: “Bu fabrikayı bir alman şirketi geçtiğimiz yıllarda tam 3 milyar dolara satın almak istedi. Tıpkı TEKEL ve MEY gibi bir yol izlenerek birilerinin batık şirketleri el değiştirmek suretiyle zengin edilecekti. Fakat Alman şirket Seydeşehir’deki hukuk rezaletini ve dönen Ali-Cengiz oyunlarını farkederek satın almaktan vaz geçti. 300 milyon dolara al, 3 milyar dolara sat. Müthiş kar, Türkiye’nin milli kaynakları, bölge halkının emeği, alın teri AK Parti iktidar gücüyle adeta yağmalandı”

 


 

Özelleştirme Adı Altında Peşkeş!

Sendika.org

 


 

Türkiye’nin tek entegre alüminyum tesisi olan Seydişehir Alüminyum’u özelleştirerek “kurtlar sofrası”na sunmak, AKP iktidarının nasibine düştü. Oymapınar Barajı’nın işletmeye bağlanmasının özelleştirme öncesinde gerçekleştirilmesi ise kayıtlara ‘şark kurnazlığı’ olarak geçecek.
Bu noktada Oymapınar’ın dünyanın en ucuz elektriğini üreten barajları arasında sayıldığı da notlarımız arasında yer almalı. Bir parantez açarsak; baraj ile işletmenin eşzamanlı projelendirildiği ve alüminyum tesislerinin sürekli bir şekilde ucuz elektrik temin etmesinin hedeflendiği ancak, bunun gerçekleştirilmediği, Seydişehir’in yıllarca pahalı elektrik ile üretim yapmasına göz yumulduğu, enerji giderinin genel giderlerinin yüzde 49’unu oluşturur hale geldiği bilinmelidir.
İhaleyi AKP’ye yakınlığı ile bilinen Cengiz Grubun alması dikkat çekici bir başka nokta. Grubun aslında tüm özelleştirmeci hükümetlere yakın durduğu da vurgulanmalı. Daha önce ANAP’la anılan grup, şimdilerde AKP’ye yakınlığı ile tanınıyor. Grubun asıl olarak özelleştirmeye yakın durduğu, ülke kaynakları üzerinden rant sağlamak peşinde olduğu tartışılmaz bir gerçek.
Özelleştirme şartnamesinde, yatırım, kapasite artışı ve ek istihdam bulunmuyor. Kamuoyunda yaygın bir kanı var: Bilerek ve isteyerek üretim kapasitesi sınırlanan, teknolojik yenilenmesi yapılmayan işletmenin tekeller açısından cazip olmasının nedeni tesislerin kullandığı Boksit Maden Ruhsatları ile 400 milyon tonluk muhtemel boksit rezervleri.
Şirketin yıpranmış alümina tesisleri için gerekli yenilenmeyi yapmayacağı, daha sonra kapatarak sadece boksit madenciliğine yöneleceği iddialar arasında yer alıyor. Özelleştirmede hukuksuzluk Türkiye’nin tek alüminyum üreticisi Eti Alüminyum’un- özelleştirilmesi sırasında yapılan işlemlerde hukuksuzlar yapıldığı kamuoyuna yansıdı. Söz konusu tespitler bizzat Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapıldı. DSİ Genel Müdürlüğü’nün Seydişehir Eti Alüminyum İşletmeleri’nin özelleştirilmesi konusunda Enerji Bakanlığı’na yazdığı hukuki görüşte, Oymapınar Barajı’nın özelleştirme kapsamında firmaya devrinin hukuksuz olduğuna dikkat çekildi.
DSİ görüşüne göre, Oymapınar Barajı’nın özelleştirme öncesinde Eti Alüminyum’a devri bile yürürlükteki yasa ve yönetmelikler çerçevesinde hukuki olarak mümkün değildi. Çünkü 6200 sayılı DSİ Yasası’nın hükümlerine göre, Su Kullanım Anlaşması, DSİ ile Elektrik Üretim AŞ arasında yapılabiliyordu.
Yasanın amir hükümleri ancak 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında faaliyet gösteren şirketlere bu devrin yapılmasını olanaklı kılarken, hükümet bunu dikkate almadan Eti Alüminyum’a devir işlemi yaptı. Yani DSİ yasaya göre Oymapınar Barajı’nın ancak EÜAŞ’ye devredilebileceğini, bunun dışında kapsama girmeyen Seydişehir Eti Alüminyum’a devir yapılmasının mümkün olmadığını belirtti.
DSİ, bu nedenle yapılması gereken hukuki düzenleme olmadan devir işleminin yasal zeminin olmadığını vurguladı. Özelleştirmede tanıdık isim Eti Alüminyum İşletmesi 23.5.2005 tarihinde özelleştirildi. Özelleştirme için yapılan ihaleyi 305 milyon dolar bedelle Cengiz Şirketler Grubu kazandı. Cengiz Şirketler Grubu kamuoyuna yabancı bir isim değil. Daha önce kimi özelleştirme ihalelerinde ismini duyurmuştu. Grubun ismini duyurmasının bir nedeni de daha çok özelleştirme yanlısı siyasal iktidarlara yakın durması.
Grubun Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Cengiz daha önce ANAP, şimdi de AKP’ye yakınlığı ile tanınıyor. Grup bünyesinde Cengiz İnşaat, Ce-Ka İnşaat, HCM Makine, Balen Makine Enerji, Bana Turizm, Cengizler Sigorta, Cengiz Enerji şirketler bulunuyor. ‘İhale üstümüze kaldı parayı peşin ödeyeceğiz’ diyen Mehmet Cengiz Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın hemşerisi ve Çaykur Rize Spor Kulübü’nün onursal başkanı.
Yeraltı dünyasının boy gösterdiği kulüplerden birisi olan Rize Spor’un şimdiki başkanı Mehmet Cengiz’in kardeşi Ekrem Cengiz. Kulübün bir önceki ikinci başkanı ise Sedat Peker’in kardeşi Vedat Peker’di. Mehmet Cengiz, aynı zamanda eski bakan Yaşar Topçu’nun Yüce Divan’da yargılanmasına yol açan Karadeniz otobanının müteahhitlerinden.
Eti Bakır AŞ ile Karadeniz Bakır işletmesi AŞ’ye ait Samsun İşletmesi’nin Cengiz Grup tarafından özelleştirilmesi ve bu özelleştirmenin özellikleri kamuoyunda pek çok soru işaretinin doğmasına yol açmıştı. Grup 33 milyon dolarlık bir bedelle Samsun İşletmesini almıştı. O günlerde Maden Mühendisleri Odası’nın sorduğu sorular karşılıksız kalmıştı.
“240 milyon dolar değerinde bakır rezervlerine sahip olduğu bilinen Eti Bakır AŞ’nin kasasında 10 milyon dolar nakit ve stoklarında hemen nakde çevrilebilir 7 milyon dolar değerinde konsantre bakır bulunduğu ve özelleştirme ile bu değerlerin söz konusu firmaya verileceği doğru mudur? Eti Bakır AŞ ile birlikte firmaya verilecek olan Karadeniz Bakır İşletmesi AŞ’ye ait Samsun İşletmesi’nin toplam 1073 dönüm arazisinin bulunduğu ve söz konusu arazilerin toplam değerinin 9 milyon dolar olduğu doğru mudur?
240 milyon dolar değerinde rezervi ve 26 milyon dolar nakit ya da nakde çevrilebilir varlığı bulunan kamu tesislerinin 33 milyon dolar bedelle elden çıkarılmasının ekonomik gerçekliliği bulunmakta mıdır?
Samsun’da mevcut tesislerin çalışması için 1073 dönüm büyüklüğündeki araziye gerek olmadığı bilinmektedir. Bu durumda, arazilerin de firmaya verilme nedeni nedir?
Söz konusu firmanın madencilik deneyimi nedir?
Söz konusu firma daha önce benzeri bir maden işletmeciliği yapmış mıdır? Firma, teklif ettiği 33 milyon doları ne şekilde ve hangi sürede devlete ödeyecektir?”
Cengiz Grup, Samsun’da kurulan mobil santral ile yolsuzluklara konu olmuş, TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu çalışmalarında, Samsun Mobil’de devletin zarar ettirildiğinin saptadığı kaydedilmişti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın, pahalı elektrik satarak devleti zarara uğrattığı gerekçesiyle sözleşmeleri 50 milyon dolar ödeyerek fesh ettiği beş şirket arasında Cengiz Grup da bulunuyor.
Devleti zarara uğratan bir şirkete özelleştirme ihalesi verilmesi kamu idaresi açısından dikkat çekici bir durum. Aynı grubun Hopa Kemalpaşa arasında yol yapım işi de kamuoyuna, işyerinde yaşanan olumsuzluklarla yansımıştı. Yol işçileri, işverenin kendilerine verilen sözlerin tutulmadığı, işten çıkarılma tehditleri yapıldığı gerekçesiyle gösteri yapmış, gösteriye polis müdahale etmiş, dokuz işçi gözaltına alınmıştı.
Cengiz Grup, kamuoyunun gündemine bir kez de özelleştirme sonucu satın aldığı Küre Etibakır’ın ocaklarında 19 madencinin ölümü ile girmişti. Kamuoyundaki yaygın kanı 19 işçinin ölmesi bir özelleştirme cinayetiydi. Özelleştirmenin ardından gelen sendikasızlaştırma, ‘tasarruf’ gerekçesinin ardında yatan ihmaller ve denetimsizlik madencileri ölüme götürmüştü. Cengiz Grup, bir süre sonra kapalı ve açık madenleri taşeron şirket STFA’ya devretmiş ve STFA’nın ilk uygulaması ise madeni çıkartmak için kullanılan vagonlu sistem yerine daha ucuz olan bantlı sistemi kurmak olmuştu.
Grup, HCM Makine, Ingersoll iş makinelerini pazarlıyor;
Champion (Kanada) yol greyderleri ile Nugo (İtalyan) Rocchietti’nin de Türkiye temsilcisi. Balen Makine Enerji, endüstriyel makine konusunda çalışıyor. Japon Furukawa firmasının Furukawa Lastik Tekerlekli Yükleyicilerinin ve Paletli Hidrolik Ekskavatörleri’nin Türkiye’deki tek temsilcisi. Bana Turizm ise, Antalya Kiriş’te Le Jardin Resort Hotel ve Beldibi’nde yedi yıldızlı SunGate Port Royal otelinin sahibi.
TMMOB Metalürji Mühendisleri Odası Başkanı Cemalettin Küçük’ten Seydişehir’in kısa öyküsü Seydişehir Alüminyum Tesisleri’nin kuruluşu 1969 yıllarında başlıyor, 1974 yılında alümina üretiyor, 1975’te sıvı alüminyum alımına başlıyorlar. Alümina dediğimiz boksit madeninden alüminyumoksit üretilir. Ondan da elektrodiyaliz yöntemiyle alüminyum üretilir. Alüminyumdan da döküm yapılır, o dökümlerden de profil yapılır, boru yapılır, sigara kağıdından, çikolata kağıdına, folyoya kadar her şey üretilir.
Dünyada da cevherden, işlenip en son ürüne kadar üretim yapabilen dünyadaki tek tesistir. Başka böyle bir tesis yok. Diğer ülkeler ihraç yapıyor. Tesisin kurulduğu tarihlerde Türkiye’nin alüminyum ihtiyacı 18.000 ton. İlerde sanayinin gelişeceğini göz önünde bulundurarak, 60 bin ton kapasite ile kurulmasına karar veriliyor. Böyle bir tesisi kurmak için çeşitli ülkelerden kaynak arıyorlar.
Bugün AB ülkeleri olanlardan, ABD’ye kadar ileri kapitalist ülkelerin hiçbiri bize alüminyum tesisi kuracak teknolojiyi vermiyor. Bir tek Sovyetler Birliği Seydişehir Alüminyum Tesislerinin kurulması için gerekli teknolojiyi veriyor. Tarım ürünleri değiş tokuşu karşılığında veriyor hem de. Para karşılığı değil.
Dünyada petrol krizinin yaşandığı yıllar bu yıllar da. Cevherin hemen yanına 20 km yakınına kuruluyor tesis. Alüminyum tesislerinin çalışabilmesi için çok yüksek miktarda elektrik gereksinimi vardır. Boksit’ten elde edilen alümina, alüminyum olmak üzere elektrodiyalize tabi tutulurken çok yüksek miktarda elektrik harcıyor. Dünyada ortalama 15-16 bin kw/saat’tir tonu için.
Bu üretimde çok büyük bir tüketim olarak gözükse de, alüminyum üretildikten sonra, en az enerji gerektiren metallerden birisi. Şekillendirmesi, doğraması kolay, ikinci kez üretilirken eritilmesi için yüksek ısı gerekmiyor. Alüminyum elektrik tüketicisi değil, elektrik deposu olarak bilinir.
Tesisin elektrik ihtiyacı içinde yapılırken, yakınında Oymapınar’a baraj kurulmasına karar veriliyor. 70’lerden 1984 yılına kadar bu tesis bitirilmiyor. Bitirilmediği için o yıla kadar mobil santraller kuruluyor. Fuel-oil’le çalışan sistemler kuruluyor. Ama tabii bunlar çok pahalıya mal olan sistemler. Dünyada enerji sıkıntısı yaşanan bir dönem yaşanıyor zaten.
Bu yüksek elektrik maliyetinden dolayı Seydişehir hep zararda gözüküyor. 1984 yılında baraj bitirildiğinde, elektrik yine tesise bağlanmıyor. Baraj sistemini enterkonnekte sisteme veriyorlar. Verirken de, dünyada alüminyum fabrikalarına elektrik enerjisi 2 cent’e girerken Seydişehir’e 7 cent’e kadar girdiği olmuştur. 4-5 cent’e indiği zamanlarda Seydişehir kara geçmiştir, dolar yükselip elektrik enerjisi pahalandığı zaman Seydişehir zarar etmiştir.
Zarar kar meselesine gelince… Seydişehir’e 7 cent’ten elektrik verdiğiniz zaman kaç para alınıyor? 50 milyon ile 60 milyon dolar arasında para alıyoruz. Nereye alıyoruz bu parayı? Devletin kesesine.
Peki Seydişehir tesisleri ne kadar zarar etmiştir? 18 milyon dolar. Peki alınan 60 milyon dolar ne? Oymapınar’daki elektriğin maliyeti 1 cent’in altında halbuki. Dünyadaki en ucuz enerjilerden biri. Ama bu kar yok sayılıyor. 1990’lı yıllardaki krizli enerji sıkıntısı aşılınca, 2000’lerde metal borsaları yükselmiş ve Seydişehir 60 bin tonun üzerinde üretmeye başlamıştır.  60 bin kapasiteye rağmen nasıl bunun üzerinde kapasitede üretim yapıyor?
Eski yedek parçaları duruyor, mühendis arkadaşlarımız, çalışanlar, endüstri mühendislerinin katkılarıyla kapasite arttırılmıştır. Geçen yıl 64 bin tona dayanmıştı üretim. Türkiye’nin alüminyum gereksinimi 300 bin ton. Ama hala 69 bin ton üretiyoruz.
Türkiye Alüminyum kapasitesinin %10’unu üretiyor. Bu yüzden ihracat yapılamadığı gibi, ihtiyacın çoğu ithal ediliyor. Yeni tesislerin de yapılması gerekirken, özelleştirme furyası gelmiş Seydişehir’i yakalamış. Seydişehir Etibank’a bağlı idi. Etibank, maden tetkik arama enstitüsünün bulmuş olduğu madenleri, tek tek MTA’nın bulduğu, rezervini belirlediği madenleri, tesisleri ile birlikte işleyip pazarlayacaktı. Bunun finans kısmını sağlamak için bankacılık yapıyordu.
Özelleştirmeler için önce bu tesislerin finans kanadı yok edildi. Etibank’ın banka kısmını ayırarak Etibank’ı holding yaptılar. Eti Holding oldu. Holdingleştirerek her bir tesisi şirket haline getirdiler. Bu özelleştirmelerin ilk girişimi 1976 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu ekonomik uyum programında Etibank’ın holdingleştirilmesi vardı.
Ama bu o zaman yapılamıyor. 24 Ocak kararlarıyla 1980’de yine gündeme geliyor. Toplumsal muhalefet nedeniyle uygulanamıyor ve 12 Eylül faşist darbesiyle uygulanmaya geçiriliyor. Özallı özelleştirme, yıllarının sonunda holdingleştirilmiş Etibank’ın banka kısmı Sabah Gazetesinin sahibi Dinç Bilgin’e veriliyor. Sonra Etibank’ın içini boşaltıyor. Sonra bu parayı devlete ödetiyor.
O dönem Etibank’a ait ÇİNKUR fabrikası var. Çinkur Kayseri’de çinko ve kurşun üreten tesis. Çinkur özelleştiriliyor. Çinkur’u İran’lı bir firma alıyor. Fabrika üretecek, işçiler çalışacak diye garantiler imzalanıyor .
Özelleştirmeden hemen sonra firma iflas bayrağını çekiyor. İşçileri kapının önüne koyuyor, haklarını vermiyorlar. Tesisin malzemeleri özel sektöre dağılmış durumda. Tesiste de bir mobilya firması var. Mobilya yapıyor. Bu durumdan sonra Türkiye’nin çinko ihtiyacı nereden karşılanıyor? (…)
Etibank’ın bankası gitti, çinkosu gitti. Kükürt kapatıldı. Daha önemli Ergani Maden Kapatıldı. Sivas’ın Maden ilçesinde bakır tesisi idi. Orası da cevherden, külçe bakıra kadar entegre tesis üretim yapabiliyordu. Orası 5 Nisan 1994 kararları sonrasında özelleştirildi.

 


 

Naci Kaptan – 16 Aralık 2022

BELLEK DÜRTÜCÜ 2 * ORGANİZE İŞLER, SPK, BORSA OYUNLARI * KERİZ SİLKELEME * TAŞKESENLİ, BAN OLAYI RAFA KALDIRILDI!!!

 

Posted on  by Nacikaptan

 

 

BELLEK DÜRTÜCÜ 2 * Naci Kaptan – 17 Aralık 2022

 

UNUTMAYINIZ, UNUTTURMAYINIZ

 


 

BELLEK DÜRTÜCÜ;
Her birgün çok farklı ve önemli GÜNDEM konularıyla aklımız karışıyor, çağdaş ülkelerde ayda, yılda bir meydana gelen olayların çok daha katmerlisi ülkemizde üçü-beşi birden aynı günde karşımıza çıkıyor. Despotik sultanizm yönetimi ile toplumun özgürlüğü, hakları, vergileri çalınıyor. Bunlar yetmiyor demokrasi, cumhuriyet,  sosyal devlet, laiklik, çağdaşlık, aydınlanma devrimleri de çalınıyor. Dünyanın en büyük, planlı, şeytanın aklına gelmeyecek yöntemlerle yapılan yolsuzluklarla son 20 yılda halkın vergilerinin 420 milyar dolarının çalındığı hesaplanıyor. Küresel değerlendirmelerde , İYİ olan sıralamalarda ülkemiz en diplerde, KÖTÜ sıralamalarda ise en üst sıralarda  yer alıyor. Bu kadar büyük karmaşada aklımızda oluşan karışıklıktan olanları unutuyoruz. İşte BELLEK DÜRTÜCÜNÜN görevi burada başlıyor.
Naci KAPTAN

 


 

BELLEK DÜRTÜCÜ 1 * https://nacikaptan.com/?p=104095 – ORGANİZE İŞLER * SUÇ DOSYALARI * TÜRKİYE NEDEN YOKSULLAŞTI? * ÖZELLEŞTİRMELER * SEYDİŞEHİR ALUMİNYUM KURTLAR SOFRASINA NASIL SUNULDU?
BELLEK DÜRTÜCÜ 2 * https://nacikaptan.com/?p=104126 – ORGANİZE İŞLER, SPK, BORSA OYUNLARI * KERİZ SİLKELEME * TAŞKESENLİ, BAN OLAYI RAFA KALDIRILDI!!!
BELLEK DÜRTÜCÜ 3 * https://nacikaptan.com/?p=104876 – ORGANİZE İŞLER, SOYGUNLAR, MANİPÜLATÖRLER VE YARGININ SESSİZLİĞİ * TAŞKESENLİOĞLU’giller

 


 

Cemaate ait Bank Asya’da tam 18 yıl yöneticilik yapan bir ismi, Ali Fuat Taşkesenlioğlu ve kız kardeşi AKP Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu ile şimdilerde boşanma aşamasında olduğu eşi Ünsal Ban’ın yaptıkları iddia edilen yolsuzlukları ve rüşvetleri anlatır. Bu üçlünün birlikte borsa üzerinden bir rüşvet tezgâhı kurdukları kamuya arz işlemleri ve hisse senetleri üzerinden yapılan spekülasyonlarla rüşvet mekanizmasının ve borsada gerçekleştirilen keriz silkeleme operasyonlarının  özetidir.
Ali Fuat Taşkesenlioğlu, 17-25 Aralık operasyonlarıyla AKP-Cemaat kavgası döneminde, Cemaat, Rıza Sarraf üzerinden Halk Bankası’nı hedef almışken, 2014 yılında bu bankanın genel müdürlüğüne atandı. İddialara göre daha önce hakkında Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu tarafından hazırlanan hayli kapsamlı dosyalar bulunuyor var. Bundan kaynaklı olarak iktidar tarafından kullanışlı görüldüğü, hiçbir şeye itiraz etmeyeceği bilindiği için o koltuğa oturtuluyor. 2018’den 2022’ye kadar ise devletin finans piyasalarıyla ilgili en önemli birimlerinden birinin, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) başına getiriliyor.
Sedat Peker, Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun evinde rüşvetten kazanılmış 180 milyon dolar olduğundan bahsediyor. Bu para dışında kendisinin ve AKP milletvekili olan kızkardeşinin mal varlıklarının ve servetlerinin değeri ise bilinmiyor.
Taşkesenlioğlu, Cemaat’in bankasında yöneticilik yapmış. Kardeşi Zehra Taşkesenlioğlu 17-25 kapışması öncesinde hemen her AKP’li gibi Fethullah Gülen ve Cemaat için övgü dolu cümleler kurmuş, sosyal medya paylaşımlarında bulunmuş. Boşandığı eşi Ünsan Ban ise 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası “FETÖ” soruşturmasına uğramış, Ban bir dönem Cemaat’in Bugün gazetesinde köşe yazarlığı yapsa da hakkında takipsizlik kararı verilmiş ve rektörlük bile yapmış.
Arkasında bunca kirli geçmiş olan bu üçlü üst düzey görevlere, milletvekilliğine, rektörlüğe Erdoğan tarafından atanmıştır. Şimdilerde ortaya çıkan kirli işlere ortam hazırlayan bu sistemin mimarı Erdoğan’dır. Bakmayın siz Fetö ile mücadele ediyoruz palavralarına. Bu üçlüye ait ortaya yakın zamanda çıkmış olan yolsuzlukların üstü örtülmüştür. Bize düşen bellekleri dürtükleyerek hatırlatmaktır.
Naci Kaptan

 


 

 
Bank Asya 25 Ekim 1996 tarihinde İstanbul’da açıldı. Bankanın açılış törenine Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Fethullah Gülen ve Tansu Çiller gibi önemli isimler katıldı.
 

Çürüme manzaraları

 

Gelir dağılımındaki adaletsizliğin korkunç boyutlara ulaşmasına bir de Peker’in anlattıkları örneğinde gördüğümüz bir çürüme tablosunun eşlik ettiği görüldü. Bu ise şimdilik sokağa yansımasa da toplumda çok ciddi bir öfke birikimine neden oldu.
1996 yılından, Gülen Cemaati’nin bankası Bank Asya’nın açılış töreninden bir fotoğraf karesi: Birazdan kesilecek kurdelenin önünde, ortada Tansu Çiller var. Refahyol hükümeti kurulalı çok olmamış, koalisyonun büyük ortağı Erbakan başbakanlık görevini üstlenirken Çiller başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı olmuş. Kurdeleyi kesmeye hazırlanıyor ama tek başına değil; sağ tarafında Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Abdullah Gül, sol tarafında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan var. Hemen arkalarında ise “tevazu sahibi ve münzevi din adamı” pozları kesen Fethullah Gülen’i görüyoruz, yanına dönemin ünlü cemaatçi iş adamlarından İhsan Kalkavan’ı almış.
Bir “hepiniz oradaydınız” karesi bu. Çok geçmeden Türkiye, 28 Şubat sürecine girecek, Gülen ABD’ye kaçacak, Refahyol hükümeti devrilecek, Refah Partisi kapatılacak, Erbakan ve parti yöneticilerine siyaset yasağı gelecek, Erdoğan ve Gül yeni kurulan Fazilet Partisi içerisinde “yenilikçiler” olarak adlandırılan ekiple birlikte Erbakancılara karşı bayrak açacak ve 2001 yılında AKP’yi kuracaklar, 3 Kasım 2002 seçimlerinde de iktidara gelecekler. Gülen ABD’den dönmese de AKP ile Cemaat arasında fiili bir koalisyon kurulacak, devlet içerisinde 40 yıldır örgütlenen Gülenciler AKP’nin hükümet olmaktan devlet olmaya geçiş sürecinin en büyük kolaylaştırıcısı olacak ve rejim böyle inşa edilecek, oradan bugünlere gelinecek.
Şimdilerde cemaatin Bank Asya’sında tam 18 yıl yöneticilik yapan bir ismi, Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nu konuşuyoruz. Taşkesenlioğlu, bu 18 yılın ardından ve üstelik 17-25 Aralık operasyonlarıyla AKP-Cemaat kavgası ayyuka çıkmış, Cemaat, Rıza Sarraf üzerinden Halk Bankası’nı hedef almışken, 2014 yılında bu bankanın genel müdürlüğüne atanıyor. İddialara göre daha önce hakkında Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu tarafından hazırlanan hayli kapsamlı dosyalar bulunuyor ve bundan kaynaklı olarak iktidar tarafından kullanışlı görüldüğü, hiçbir şeye itiraz etmeyeceği bilindiği için o koltuğa oturtuluyor. 2018’den 2022’ye kadar ise devletin finans piyasalarıyla ilgili en önemli birimlerinden birinin, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) başına getiriliyor.
Sedat Peker’in son ifşalarının merkezinde Taşkesenlioğlu’nun SPK başkanlığı günleri var. Peker’in anlattıklarına göre Taşkesenlioğlu, kız kardeşi AKP Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu ve onun şimdilerde boşanma aşamasında olduğu eşi Ünsal Ban, birlikte borsa üzerinden bir rüşvet tezgâhı kuruyorlar. Kamuya arz işlemleri ve hisse senetleri üzerinden yapılan spekülasyonlarla rüşvet mekanizması bu tezgâhta bir arada işliyor. Peker, sadece Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun evinde rüşvetten kazanılmış 180 milyon dolar olduğundan bahsediyor. Bu para dışındaki mal varlıklarını ve diğer ikisinin servetlerinin değerini ise bilemiyoruz ama bir fikir vermesi açısından yazalım: Zehra Taşkesenlioğlu, Ban’a açtığı boşanma davasında 70 milyon lira tazminat istiyor, ayrıca Ban’a 2,5 milyon dolar borç verdiğini ve hâlâ geri alamadığını öne sürüyor.
Ağabey Taşkesenlioğlu Cemaat’in bankasında yöneticilik yapmış. Zehra Taşkesenlioğlu 17-25 kapışması öncesinde hemen her AKP’li gibi Fethullah Gülen ve Cemaat için övgü dolu cümleler kurmuş, sosyal medya paylaşımlarında bulunmuş. Ünsan Ban ise 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası “FETÖ” soruşturmasına uğramış, Ban bir dönem Cemaat’in Bugün gazetesinde köşe yazarlığı yapsa da hakkında takipsizlik kararı verilmiş ve rektörlük bile yapmış ama o dönem evli olduğu Gülcan Ban KHK ile meslekten uzaklaştırılmış.
Peki, bu üçlünün kurduğu tezgâh nereye uzanıyor? Kaçınılmaz olarak Saray’a elbette. Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nu Halk Bank’a ve SPK’ye atayan Erdoğan, Zehra Taşkesenlioğlu ile Ünsal Ban’ın 2019’daki düğününe katılarak Ban’a “Kızımız sana emanet, ona göre” diyen de Erdoğan ama bunların ötesinde iddialara göre Saray’ın iki danışmanı Serkan Taranoğlu ile Korkmaz Karaca da rüşvet tezgâhının bir parçası durumundalar. Taranoğlu’nun istifa ettiği öne sürülüyor, Karaca’nın ise istifa ettiğini biliyoruz.
Peker’in anlattığı bu hikâye, içinde bulunduğumuz çürüme tablosunun sadece küçük bir parçasını oluşturuyor, ülke her yerinden tel tel dökülüyor ve bunun da gerisinde İslamcılıkla Türkiye kapitalizminin evliliğinin bir ürünü olan AKP rejimi bulunuyor.
AKP, iktidarda olduğu yirmi yıl boyunca, Türkiye’nin geleneksel sermaye sınıfı ile sahici bir hesaplaşmaya girmedi. Bilakis, Türkiye kapitalizminin 90’lı yıllar boyunca yaşadığı hegemonya krizini çözdü ve sermaye egemenliğini pekiştirdi. Bunu yaparken neoliberal ajandaya sadık kaldı ve Kemal Derviş programını devam ettirdi. 70 milyar dolarlık kamu varlığını sermayeye devretmekle yetinmedi, grevsiz, mitingsiz, sendikal hareketsiz bir emek rejimini adım adım inşa etmeyi başardı. Gelinen noktada, genel ücret düzeyinin asgari ücrete yakınsadığı, asgari ücretin de 300 dolar civarında olduğu, üretilen zenginlikten emeğin aldığı payın sürekli azaldığı bir “sermaye cenneti” ortaya çıktı.
Öte yandan AKP, kendi sermaye sınıfını da yaratmayı başardı. Bugün “beşli çete” diye adlandırılan ama sayısı çok daha fazla olan sermaye grubu, özellikle kamu ihale mekanizmaları kullanılarak palazlandırıldı. Sadece kamu ihaleleri değil, irili ufaklı özelleştirmeler ve imar rantı da bir tür “ilkel birikim” mekanizması olarak kullanıldı ve yeni zenginler yaratıldı. Ayrıca MÜSİAD sermayesine her türlü vergi ve prim teşvikinde bulunuldu, ucuz emek rejiminden en çok MÜSİAD üyeleri faydalandı ve “mütedeyyin sermaye” bunun üzerinden büyüdü.
Ancak ilkel birikim sadece “ekonomi içi” mekanizmalarla gerçekleşmedi. Saray merkezli yeni devlet mimarisi, devlet aygıtını adeta feodal bir karaktere büründürdü ve siyasi ve iktisadi rantın paylaşım savaşının verildiği irili ufaklı arpalıklar ortaya çıktı. İhale komisyonlarından kupon arazilere, rüşvetten borsa spekülasyonuna, uyuşturucu ticaretinden mafyatik işlere uzanan bir genişlikte, yeni rejimin elitleri bu rant mekanizmaları üzerinden yaratıldı, bu yeni elitler çok kısa sürede zenginleşmenin yolunu buldular ve büyük servetlerin sahibi haline geldiler.
Dolayısıyla AKP, geride kalan yirmi yılda sermayenin bütün fraksiyonlarının kısa vadeli çıkarlarını tatmin edebilen bir performans sergiledi ve yeni zenginler yarattı. Dövizin ucuz ve dolayısıyla enflasyonla faizin düşük olduğu dönemlerde toplumun daha geniş kesimleri için daha tolere edilebilir bir durumdu bu ama özellikle geçtiğimiz yılın sonunda faizlerin yapay bir şekilde düşürülmesinin ardından son derece dramatik bir yoksullaşma sürecine girildi. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin korkunç boyutlara ulaşmasına bir de Peker’in anlattıkları örneğinde gördüğümüz bir çürüme tablosunun eşlik ettiği görüldü. Bu ise şimdilik sokağa yansımasa da toplumda çok ciddi bir öfke birikimine neden oldu.
Bugün gelinen noktada, Türkiye milyonlarca kişinin bir avuç azınlığın daha da zenginleşmesi adına köle misali çalıştığı, insanların yaşama sevincinin, enerjisinin, gelecek düşlerinin, umutlarının elinden alındığı, temel insani haklara ve kamusal hizmetlere ulaşmanın giderek zorlaştığı, mafyanın, tarikatın, cemaatin cirit attığı, çürümenin alıp başını gittiği bir ülkeye dönüşmüş durumda.
Düzen muhalefetinin ise bu tabloyu gerçek anlamda değiştirmeye niyeti de mecali de yok. Bu yoksulluk ve çürüme tablosunun ortasında toplumun önüne sahici bir alternatif sunamadıkları için sahici bir umut haline gelmeyi de başaramıyorlar. Çözüm dedikleri şey, düzenin restore edilmesinden, resmi ya da gayri resmi IMF programlarından, “kurallı piyasa ekonomisi” vaadinden öteye gitmiyor. İşte tam da bu noktada Türkiye’nin yüzünü sola dönmesi, kamuculuk, halkçılık, laiklik, bağımsızlık gibi sol değerlerin toplumla buluşması, bu değerler üzerinde ortaklaşılarak omuz omuza verilmesi, yan yana gelinmesi ve bir halk hareketinin yaratılması gerekiyor. Ya bunu yapacağız ya da yıllardır olduğu gibi “kırk katır mı kırk satır mı” seçeneğine mahkûm olacağız.

 


 

 
Zehra Taşkesenlioğlu, Ünsal Ban ve Ali Fuat Taşkesenlioğlu, Sedat Peker’in rüşvet ağı ve yolsuzluk ifşasıyla gündeme gelmişti
 

Taşkesenlioğlu ile eşi Ünsal Ban arasındaki 2.5 milyon dolarlık sır perdesi aralandı

 

Ünsal Ban, eşiyle ortak hesabındaki parayı borsada batırmış. Boşanma aşamasında olan Zehra Taşkesenlioğlu, batan para 2.5 milyon dolar olduğu için eşinden bu parayı geri istiyor.
Boşanma aşamasında olan AKP Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu ile eski THK Üniversitesi Rektörü Ünsal Ban’ın arasındaki 2.5 milyon dolar alacak verecek tartışmasının gerisinde yatan sır perdesi aralandı.
Önceki gün kendisine ait olmayan bir araçla Marmaris’te yakalanan Ünsal Ban’ın Zehra Taşkesenlioğlu’nun 2.5 milyon dolar borç verdiği gerekçesiyle bu parayı boşanma aşamasında geri istediğini belirten Ban, “Sormak lazım 2.5 milyon doları nereden buldun?” diye konuşmuştu.
Borsa çevrelerinden konuşulan iddialara göre, Zehra Taşkesenlioğlu’nun eşinden talep ettiği 2.5 milyon dolarlık borç, ortak aile hesabından kendisinin ve ağabeyi Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun bilgisi dışında alınarak borsada batırılmasından kaynaklanıyor.
“AİLENİN KASASI”

Zehra Taşkesenlioğlu’nun ağabeyi olan eski SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu, sermaye piyasalarında deneyimli olan ve eskiden de Verusa Holding bünyesinde faaliyet yürüten Ünsal Ban üzerinden şirketlerle iş çevirdiği, Ban’ın Taşkesenlioğlu ailesinin kasası olduğu belirtiliyor. Borsanın en büyük manipülatörü Nihat Özçelik’in yanında yetişen Ünsal Ban’ın, bir yandan kasa işlevi görürken diğer yandan da ortak havuzda toplanan paraların değerlendirilmesi konusunda da söz sahibi olduğu söyleniyor.
 
Ünsal Ban, birkaç ay önce Sinpaş GYO iştiraklerinden Servet GYO’nun tahtasını yöneterek manipülatif işlemlerle parasını katlamak istiyor. Bu duruma eşi ve kayınbiraderi karşı çıkıyor. Ancak iddialara göre AKP Samsun Milletvekili Çiğdem Karaslan’ın eşi ile birlikte bu işe giren Ünsal Ban, eşi Zehra Taşkesenlioğlu ile kayınbiraderi Ali Fuat Taşkesenlioğlu’ndan bu işi gizliyor.
HİSSELERE TALEP YOK

Ortak kasadan aldığı 150 milyona yakın bir parayla Servet GYO’nun halka açık hisselerini önce manipülatif olarak yükseltip sonra da “keriz silkeleme” diye tabir edilen yöntemle yatırımcıya çakmak amacıyla topluyor. Şirketin Almanya’da aldığı arsanın basında “yurtdışında büyük yatırım” diye lansmanı yapılınca yatırımcıların bu hisseye gözü kapalı gireceklerini düşünüyorlar. Fakat ustası Nihat Özçelik’ten bu işi yarım yamalak öğrenmiş olmalı ki Servet GYO’nun hisselerine talep olmuyor ve paralar batıyor.
 
Eşi Zehra Taşkesenlioğlu ile eski SPK Başkanı olan kayınbiraderi Ali Fuat Taşkesenlioğlu, batırılan parayı geri istiyor. Paranın bir kısmı kurtarılabiliyor. Ancak 2.5 milyon dolarlık kısmını geri alamıyorlar. Bu nedenle boşanırken Zehra Taşkesenlioğlu eşi Ünsal Ban’dan hem 70 milyon lira tazminat hem de evlenirken borç verdiğini iddia ettiği 2.5 milyon doları istiyor.
Bu iddiaların gerçek olup olmadığı Takasbank işlemlerinden kolaylıkla araştırılabilir. Takasbank’ta Ünsal Ban ismi büyük bir ihtimalle görülmeyecektir. Zira oda ustası Nihat Özçelik gibi ya Panama ya da benzeri ülkelerde kurduğu fon şirketleri üzerinden hisse alımı yapmış olabilir.

 


 

 

2,5 milyon doların sırrı : Ortak hesaptan borsada batırılan para iddiası

 

Borsa çevrelerinde konuşulan iddiaya göre, Ünsal Ban ortak hesaptaki paranın 2,5 milyon dolarını borsada batırdı. Boşanma aşamasındaki AK Parti Milletvekili Taşkesenlioğlu şimdi bu parayı istiyor.
ÜNSAL BAN AİLENİN KASASI İDDİASI

Habere göre, Zehra Taşkesenlioğlu’nun ağabeyi olan eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun, sermaye piyasalarında deneyimli olan ve eskiden Verusa Holding bünyesinde faaliyet yürüten Ünsal Ban üzerinden şirketlerle iş çevirdiği, Ban’ın Taşkesenlioğlu ailesinin kasası olduğu belirtiliyor. Ünsal Ban’ın, bir yandan kasa işlevi görürken diğer yandan da ortak havuzda toplanan paraların değerlendirilmesi konusunda da söz sahibi olduğu söyleniyor.
 
ORTAK KASADAN 150 MİLYON LİRA

İddiaya göre Sinpaş GYO iştiraklerinden Servet GYO’nun tahtasını yöneterek manipülatif işlemlerle parasını katlamak isteyen Ban, bu amaçla ortak kasadan 150 milyon liraya yakın bir para alıyor. Ancak Servet GYO’nun hisselerine talep olmuyor ve paralar batıyor.
 
Eşi Zehra Taşkesenlioğlu ile eski SPK Başkanı kayınbiraderi Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun batırılan parayı geri istediği ve paranın bir kısmını kurtarılabildiği, ancak 2,5 milyon dolarlık kısmını geri alamadıkları öne sürülüyor. Bu nedenle de boşanırken Zehra Taşkesenlioğlu’nun eşi Ünsal Ban’dan hem 70 milyon lira tazminat hem de evlenirken borç verdiğini iddia ettiği 2.5 milyon doları istediği ifade ediliyor.
Zehra Taşkesenlioğlu’nun 2.5 milyon dolar borç verdiği gerekçesiyle bu parayı boşanma aşamasında geri istediğini belirten Ban, “Sormak lazım 2.5 milyon doları nereden buldun?” demişti.

 


 

Saymaz: Taşkesenlioğlu ile Ban arasında aile birlikteliğinden çok şirket ortaklığı kurulmuş

 

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, Sedat Peker’in iddialarını Zehra Taşkesenlioğlu’nun boşanma dilekçesindeki iddialarla karşılaştırdı. Saymaz, dilekçede yolsuzlukların yer aldığını söyledi.
Halk TV yazarı İsmail Saymaz, Sedat Peker’in yolsuzluk iddialarından haberi olmadığını belirten AK Parti Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’nun kendi yazdığı boşanma dilekçesinden bölümleri paylaştı.
Taşkesenlioğlu ile eşi Ünsan Ban’ın evlilikten çok ticari bir ortaklık kurduğunu söyleyen Saymaz, evliliği süresince Zehra Taşkesenlioğlu’nun her şeyden haberdar olduğunu ileri sürdü.
Saymaz, “Ağabeyi SPK başkanıyken, eşi borsada hisse alıp satıyor ve danışmanlık yapıyor. Bütün bu eylem ve işlemler Taşkesenlioğlu’nun milletvekilliği ve ağabeyinin SPK başkanlığı sayesinde mümkün oluyor. Taşkesenlioğlu, suç ortaklığı dağılınca, 50 milyon TL maddi ve 20 milyon TL manevi olmak üzere 70 milyon TL tazminat istiyor. Eski eşinin borsadaki şaibeli işlemlerini sayıp döküyor” diye yazdı.
İsmail Saymaz’ın “Mihenginde ayet-i kerimeler değil, hisse senetleri varmış” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:
“Şu halde, Taşkesenlioğlu’nun Gölbaşı 2. Aile Mahkemesi’nde açtığı boşanma davasının dilekçesine bakmak gerekiyor. Taşkesenlioğlu, dilekçesinde, Ban’ın uzmanlık alanının finans olduğunu ifade ediyor.
Eski eşinin evlilik öncesinde aktif bir iş hayatının bulunmadığını, kendisinden nakit olarak aldığı 2.5 milyon dolarla yatırım yaptığını iddia ediyor. Bugünkü kurla yaklaşık 45 milyon TL!
Taşkesenlioğlu’na göre eski eşi, verdiği parayla kendisi adına kayıtlı görünmeyen ancak bizzat sahip olduğu ve yönettiği pasif haldeki şirketleri aktifleştirmiş. Dilekçede, ‘kendisinin sağladığı finansman desteği ve konumunu kullanmak suretiyle’ bu işlemin yapıldığını belirtiyor.
İki şirketin adını veriyor:
-Mengen Organik Tarım Hayvancılık ve Süt Ürünleri Anonim Şirketi
-Dentak Eğitim ve Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi
 
Dilekçede yer verilen ticaret sicil gazetesi kaydına göre Ünsal Ban, Mengen’i ilk önce ağabeyi Ünal’a, ardından çalışanı Serkan Kazancık’a, 18 Mart 2022’de şoförü Ahmet Karakaş’a devretti. Ban, 2015’te kurduğu Dentak’ın hisselerini ise yine ağabeyi ve şoförüne devretti. Hisseler 29 Mart 2022’de şoförde toplandı.
Maya’yı eşi yoğurmuş!
Dilekçede, ‘Ne yazık ki bu sonradan fark edilmiştir’ deniliyor.
Yalan! Taşkesenlioğlu, baştan beri biliyor. Dilekçede sakladığı skandal, yalan söylediğinin kanıtı. Ban’ın ağabeyi ve şoförünün üzerine devredilen bir şirket daha var:
Maya Araştırma Danışmanlık Eğitim Organizasyon Ticaret Limited Şirketi!
Yani, Taşkesenlioğlu’nun evlilikten önce kurduğu kendi şirketi.
Taşkesenlioğlu, 450 bin TL’ye denk gelen 18 bin paylık hissesini, Burdur Milli Eğitim Müdürü olan kardeşi Nesrin Kakırman da 50 bin TL’ye denk gelen 2 bin paylık hissesini 10 Ekim 2019’da eşinin şoförü Karakaş’a devrediyor. Karakaş, müdür olarak atanıyor. Şirket İstanbul’dan Ankara’ya taşınıyor.
Dikkatinizi çekerim. Devir 28 Nisan 2019’daki evlilikten altı ay sonra gerçekleşiyor. Maya, 4 Kasım 2020’de el değiştiriyor. Fakat yabancıya gitmiyor! Karakaş, bir paylık hisseyi elinde tutarken, 19999 paylık hisse ağabey Ünal Ban’ın sahibi göründüğü Mengen’e geçiriliyor. Şirket 20 Ocak 2022’de ise Hüseyin Başak’a devrediliyor.
Peker, tweetlerinde Maya’ya da yer verdi. Maya’nın İstanbul Büyükşehir ile diğer AK Partili ilçe belediyelerinde işler aldığını, Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun SPK başkanlığı sırasında halka arz danışmanlığı görünümünde rüşvet topladığını savundu.
Taşkesenlioğlu’nun itirafı
İhtimaldir ki Taşkesenlioğlu ve Ban, Maya üzerinden borsada hisse alım satımı gerçekleştirdi.
Nereden mi biliyorum?
Taşkesenlioğlu’nun dava dilekçesinden…Dilekçede şöyle yazıyor:
‘(Ban) müvekkilden aldığı paralarla borsada hisse senedi alım satım işi yapmaya başlamıştır. Hatta boşanma sürecinde müvekkil, kocanın bu konuda başka kişilere ücret karşılığında danışmanlık yaptığını üzülerek öğrenmiştir.’
Taşkesenlioğlu, eski eşinin borsada işlemlerini Yatırım Finans adlı aracı kurum üzerinden gerek kendi, gerekse başka kişi veya kişiler adına açtığı hesaplarla yaptığını savunuyor.
Ban’ın Matrix Bilgi Dağıtım Anonim Şirketine ait ‘Çok yüklü miktarda hisse senedi almak suretiyle’ şirkete yüzde 20 oranında ortak olduğunu kaydediyor. Ban’ın borsada kazandığı parayla Dubai, Yunanistan, İngiltere ve İsviçre’de şirketler kurup yatırım yaptığını anlatıyor.
Borsa çevreleri doğruluyor
Borsa çevreleri de Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun SPK başkanlığı döneminde halka arz ya da bedelli sermaye arttırımı için başvuranların ‘İşiniz daha hızlı hallolur’ denilerek, Maya’ya yönlendirildiğini savunuyor. Bu çevreler, Ban’ın işlemlerinden Taşkesenlioğlu kardeşlerin haberdar olduğunu düşünüyor. Ban’ın ücret karşılığı kimi şirketlerin borsadaki işlem yasağını kaldırdığını belirterek, bir şeker fabrikasının adını veriyor.
Kuşkusuz, bütün bu bilgiler önceki akşam Halk TV’de yayına katılan Mine Tozlu Sineren’in iddialarıyla örtüşüyor. Sineren, hisse attırımı sorununu çözmek için Erzurum’a gidip görüştüğü Zehra Taşkesenlioğlu’nun ‘Ağabeyimle konuşacağım’ dediğini ileri sürüyor.
Suç ortaklığı dağılınca…
Taşkesenlioğlu ile Ban arasında aile birlikteliğinden çok şirket ortaklığı kurulmuş. Haram kazanca batmış, bol sıfırlı ve bol şaibeli bir ortaklık bu.
Taşkesenlioğlu, milletvekili sıfatından ötürü ticarete girmemesi gerekirken, danışmanlık hizmeti veren şirketini kayın biraderi ve eşinin şoförüne ait görünen şirkete devrediyor. Ağabeyi SPK başkanıyken, eşi borsada hisse alıp satıyor ve danışmanlık yapıyor. Bütün bu eylem ve işlemler Taşkesenlioğlu’nun milletvekilliği ve ağabeyinin SPK başkanlığı sayesinde mümkün oluyor.
Taşkesenlioğlu, suç ortaklığı dağılınca, 50 milyon TL maddi ve 20 milyon TL manevi olmak üzere 70 milyon TL tazminat istiyor. Eski eşinin borsadaki şaibeli işlemlerini sayıp döküyor. Taşkesenlioğlu, bir TV kanalında, “Ben musalla taşına yattığımda adıma okunacak Fatiha sayısıyla ilgilenirim” diyor.
Şu bir haftadır yaşananlar gösterdi ki ilgi alanları arasında, Fatihalar değil de hisse senetleri varmış.”

 


 

12 MİLYON LİRALIK RÜŞVET İDDİASI
 
Suç örgütü lideri Sedat Peker eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu ve kardeşi AKP Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’nun Marka Yatırım Holding’in sahibi Mine Tozlu Sineren’den sermaye artırımı için 12 milyon TL rüşvet istediğini iddia etmişti. Mine Tozlu Sineren’in ödemeyi reddettiğini belirten Peker, daha sonra Cumhurbaşkanı Danışmanı Serkan Taranoğlu’nun Sineren’e ulaşarak söz konusu danışmanlık şirketinde bir araya geldiklerini belirtmişti. Sineren ise söz konusu iddiaları doğrulamıştı.
Peker iddialarının devamında Taşkesenlioğlu’nun eşi olan Türk Hava Kurumu (THK) Üniversitesi eski Rektörü Ünsal Ban’ın çektiğini belirttiği bir videoyu da paylaşmıştı. Videoda Zehra Taşkesenlioğlu’nun elinde bıçakla “İkiniz para kazanacaksınız diye beni yakıyorsunuz” diye bağırdığı görülüyordu. Videonun paylaşılmasının ardından Ban, Peker’in iddialarını kabul etmiş ancak videoyu kendisinin göndermediğini söylemişti. Peker ise, “Ünsal Ban’la ben telefonla birkaç kez görüştüm. O da öldürüleceğini düşünüyor. Hatta eşi olan AK Parti’nin Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’nun evde otururlarken kendisine bıçakla saldırarak kısmen yaraladığı olaydan sonraki gizlice çekmiş olduğu görüntüleri bana yolladı” ifadelerini kullanmıştı.
Peker’in iddialarının ardından Zehra Taşkesenlioğlu’nun eşi Ban’a boşanma davası açtığı ve 70 milyon lira (2,5 milyon dolar) tazminat istediği iddia edilmişti. Ayrıca çiftin yaklaşık 5 milyon Euro’ya Malta bandıralı bir tekne kiraladıkları da ortaya çıkmıştı. Tüm bu gelişmeler yaşanırken Zehra Taşkesenlioğlu boşanma aşamasındaki eşi Ünsal Ban’dan ve Sedat Peker’den şikayetçi olmuştu. Bunun üzerine Ban, Muğla’nın Milas ilçesinde boşanma aşamasındaki eşi Zehra Taşkesenlioğlu’na ait kişisel verileri organize suç örgütü lideri ile paylaşma, tehdit ve şantaj suçlamalarıyla gözaltına alınıp tutuklanmıştı.

 


 

Barış Soydan yazdı: Taşkesenlioğlu döneminde borsadan para toplayan şirketler hangileri?

 

Halk TV yazarı Barış Soydan, Sedat Peker’in iddialarının son dönemin en büyük yolsuzluğuna işaret ettiğini yazdı. Savcıları göreve çağıran Soydan, Borsa’ya yeni giren şirketlerin listesini yayınladı.
Çok değil, bundan on iki yıl önce Ergenekon soruşturmalarının sürdüğü, insanların düzmece delillerle hapse tıkıldığı günlerde dönemin Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, İsmailağa Cemaati’nin karıştığı yolsuzlukları soruşturma cesaretini bulmuştu. Bugün Cihaner’in on iki yıl önce gösterdiği cesareti göstererek eski Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun halka arzlar ve sermaye artırımlarından 180 milyon dolar rüşvet aldığı iddiasının üzerine gidecek bir tane bile savcı çıkmayacağından hepimiz eminiz. Muhalefet partilerinin yapacağı suç duyurusuna rağmen ortaya atılan iddiaların iktidar değişene kadar araştırılmadan kalacağını söylemek için büyük analist olmak gerekmiyor.
Ama yeni iktidarın açacağı ilk dosyalardan biri de bu olacak. Çünkü ortada mali büyüklük açısından son dönemin en büyük yolsuzluk iddialarından biri var. Sedat Peker’in ortaya attığı iddialar, Taşkesenlioğlu döneminde yapılan bütün bedelli sermaye artırımlarını ve halka arzları tartışmalı duruma getirir. İktidar değiştikten sonra hepsinin incelenmesi, bu şirketlerin sözkonusu dönemdeki yöneticilerinin ifadelerinin alınması kaçınılmaz. Yeni iktidarın zülfüyare dokunmamak adına bundan kaçınması düşünülemez. Halka arz edilen içi boş şirketlerde parası batan veya bedelli sermaye artırımı yoluyla üçkağıtçı şirketlere parasını kaptıran on binlerce küçük yatırımcı bunu unutmaz. İktidar değişiminin yarattığı özgürlük ortamında bu iddiaların üzerine gidecek savcılar da mutlaka çıkar.
Kenan Sözbir’in Borsatek sitesinde yayınlanan incelemesine göre Taşkesenlioğlu’nun 4 yıllık başkanlığı döneminde SPK’ya bedelli sermaye artırımı için başvuran ve onay alan şirketler bu yolla cari kurla 2.3 milyar dolar topladı. Bedelli sermaye artırımlarının yanı sıra bir de halka arzlar var. Taşkesenlioğlu’nun SPK Başkanı olarak görev yaptığı dönemde (17.04.2018-17.04.2022) halka birincil ve ikincil arz ile bedelli sermaye artırımı yapan şirketlerin listesi ve borsadan topladıkları paraların dolar cinsinden listesini çıkardım. Bu şirketlerin önemli kısmının işini düzgün yaptığına şüphe yok. Ama içlerinde çürük elmalar olduğu da ortada. Şirket yöneticileri bildiklerini anlatmalı. Bugün içlerinden bunu yapacak cesur bir şirketin çıkması zor. Ama iktidar değiştiğinde bu dosyanın açılacağını da bilmeliler.

 


 

İlk kez halka arz edilen şirketler
2021
Işık Plastik Sanayi ve Dış Ticaret Pazarlama A.Ş. – 24.560.292 usd
Turk İlaç ve Serum Sanayi A.Ş. – 31.814.728 USD
Naturelgaz Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 36.705.343 USD
Matriks Bilgi Dağıtım Hizmetleri A.Ş. – 24.953.691 USD
Tureks Turizm Taşımacılık A.Ş. – 33.597.969 USD
Qua Granıte Hayal Yapı ve Ürünleri Sanayi Ticaret A.Ş. – 48.506.281 USD
Galata Wind Enerji A.Ş. – 100.753.772 USD
Biotrend Çevre ve Enerji Yatırımları A.Ş. – 92.100.253 USD
Aydem Yenilenebilir Enerji A.Ş. – 155.634.024 USD
Çan-2 Termik A.Ş. – 35.064.346 USD
Ziraat Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. – 228.091.993 USD
Penta Teknoloji Ürünleri Dağıtım Ticaret A.Ş. – 71.089.093 USD
Kalekim Kimyevi Maddeler Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 61.510.335 USD
Mercan Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 19.461.188 USD
ATP Ticari Bilgisayar Ağı ve Elektrik
Güç Kaynakları Üretim Pazarlama ve Ticaret A.Ş. – 21.053.617 USD
Boğaziçi Beton Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 46.668.850 USD
Ünlü Yatırım Holding A.Ş: – 36.948.180 USD
BMS Çelik Hasır Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 8.877.246 USD
Oyak Yatırım Menkul Değerler A.Ş. – 60.577.056 USD
Başkent Doğalgaz Dağıtım Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.- 195.922.598 USD
Selva Gıda Sanayi A.Ş. – 9.182.190 USD
Meditera Tıbbi Malzeme Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 22.587.932 USD
E-Data Teknoloji Pazarlama A.Ş. – 8.985.865 USD –
Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş.- 27.823.542 USD
VBT Yazılım A.Ş. – 11.521.285 USD
Escar Turizm Taşımacılık Ticaret A.Ş. – 18.994.555 USD
Kartal Yenilenebilir Enerji Üretim A.Ş. – 13.901.922 USD
Manas Enerji Yönetimi Sanayi ve Ticaret A.Ş. -8.966.246 USD
Gen İlaç ve Sağlık Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 87.838.280 USD
Kızılbük Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. – 110.723.087 USD
Girişim Elektrik Sanayi Taahhüt ve Ticaret A.Ş. – 54.203.422 USD
Birleşim Mühendislik Isıtma Soğutma Havalandırma Sanayi ve Ticaret A.ş. – 41.910.228 USD
TOPLAM – 1.750.529.407 USD

 


 

2020
ARD Grup Bilişim Teknolojileri A.Ş. – 6.649.047 USD
Bayrak EBT Taban Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 4.452.728 USD
Fade Gıda Yatırım Sanayi Ticaret A.Ş. – 6.227.296 USD
Dinamik Isı Makina Yalıtım Malzemeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 4.192.197 USD
Esenboğa Elektrik Üretim A.Ş. – 26.394.783 USD
Kontrolmatik Teknoloji Enerji ve Mühendislik A.Ş. – 6.350.123 USD
Kervan Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 59.691.641 USD
Arzum Elektrikli Ev Aletleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 33.829.434 USD
TOPLAM – 147.787.251 USD

 


 

2019
Smartiks Yazılım A.Ş. – 5.103.755,53 USD
Ceo Event Medya A.Ş. – 5.469.260,54 USD
Derlüks Deri Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 5.012.934,95 USD
Naturel Yenilenebilir Enerji A.Ş. – 12.190.636,33 USD
Yükselen Çelik A.Ş. – 12.024.196,49 USD
Papilon Güvenlik Sistemleri Bilişim Mühendislik Hizmetleri
İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 5.789.676,83 USD
Hedef Finansal Yatırımlar A.Ş.
Darendeli Teknoloji Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Papilon Güvenlik Sistemleri Bilişim Mühendislik
Hizmetleri İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Yükselen Çelik A.Ş.
Papilon Güvenlik Sistemleri Bilişim Mühendislik
Hizmetleri İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Omega Elektrik Pano Sanayi ve Ticaret A.Ş.
BMS Çelik Hasır Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Dinamik Isı Makine Yalıtım Malzemeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Darendeli Teknoloji Sanayi ve Ticaret A.Ş.
TOPLAM – 45.590.460,67 USD

 


 

2018
Safkar Ege Soğutmacılık Klima Soğuk Hava Tesisleri
İhracat ve İthalat A.Ş. – 4.616.939,14 USD
Trabzon Liman İşletmeciliği A.Ş. – 25.928.679,54
Enerjisa Enerji A.Ş.- – 393.805.169,52 USD
MLP Sağlık Hizmetleri A.Ş. – 369.130.498,81 USD
Peker Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. – 13.843.007,71 USD
Trend Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. – 2.988.831,21 USD
Kafein Yazılım Hizmetleri Ticaret A.Ş. – 7.307.746,45 USD
Şok Marketler Ticaret A.Ş. – 538.227.842,16 USD
Formet Çelik Kapı Sanayi ve Ticaret A.Ş. – 12.549.668,13 USD
DeFacto Perakende Ticaret A.Ş.
Beymen Mağazacılık A.Ş.***
Penta Teknoloji Ürünleri Dağıtım Ticaret A.Ş.
Smartiks Yazılım A.Ş.
Başkent Doğalgaz Dağıtım Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.
Cemdağ Aydınlatma Sanayi ve Ticaret A.Ş.
İstanbul Memorial Sağlık Yatırımları A.Ş.
İstanbul Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş.
U.N. Ro-Ro İşletmeleri A.Ş.
Teknoser Bilgisayar Teknik Hizmetler Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş.
TOPLAM – 1.368.398.382,67
 
Listenin tamamı; https://halktv.com.tr/makale/taskesenlioglu-doneminde-borsadan-para-toplayan-sirketler-hangileri-690425

 

BELLEK DÜRTÜCÜ 3 * ORGANİZE İŞLER, SOYGUNLAR, MANİPÜLATÖRLER VE YARGININ SESSİZLİĞİ * TAŞKESENLİOĞLU’giller

 

Posted on  by Nacikaptan

 

 

BELLEK DÜRTÜCÜ

 


 

Her birgün çok farklı ve önemli GÜNDEM konularıyla aklımız karışıyor, çağdaş ülkelerde ayda, yılda bir meydana gelen olayların çok daha katmerlisi ülkemizde üçü-beşi birden aynı günde karşımıza çıkıyor. Despotik sultanizm yönetimi ile toplumun özgürlüğü, hakları, vergileri çalınıyor. Bunlar yetmiyor demokrasi, cumhuriyet,  sosyal devlet, laiklik, çağdaşlık, aydınlanma devrimleri de çalınıyor. Dünyanın en büyük, planlı, şeytanın aklına gelmeyecek yöntemlerle yapılan yolsuzluklarla son 20 yılda halkın vergilerinin 420 milyar dolarının çalındığı hesaplanıyor. Küresel değerlendirmelerde , İYİ olan sıralamalarda ülkemiz en diplerde, KÖTÜ sıralamalarda ise en üst sıralarda  yer alıyor. Bu kadar büyük karmaşada aklımızda oluşan karışıklıktan olanları unutuyoruz. İşte BELLEK DÜRTÜCÜNÜN görevi burada başlıyor.
Naci KAPTAN – 18 Ocak 2023

 


 

BELLEK DÜRTÜCÜ 1 * https://nacikaptan.com/?p=104095 – ORGANİZE İŞLER * SUÇ DOSYALARI * TÜRKİYE NEDEN YOKSULLAŞTI? * ÖZELLEŞTİRMELER * SEYDİŞEHİR ALUMİNYUM KURTLAR SOFRASINA NASIL SUNULDU?
BELLEK DÜRTÜCÜ 2 * https://nacikaptan.com/?p=104126 – ORGANİZE İŞLER, SPK, BORSA OYUNLARI * KERİZ SİLKELEME * TAŞKESENLİ, BAN OLAYI RAFA KALDIRILDI!!!
BELLEK DÜRTÜCÜ 3 * https://nacikaptan.com/?p=104876 – ORGANİZE İŞLER, SOYGUNLAR, MANİPÜLATÖRLER VE YARGININ SESSİZLİĞİ * TAŞKESENLİOĞLU’giller

 


 

Soygun çarkının dört ayağı

BİRGÜN – TİMUR SOYKAN – 2022.09.19

 


 

Türkiye’nin en büyük rüşvet ve yolsuzluk skandallarından biri ortaya çıktı ancak; yargı yine harekete geçmiyor. Piyasada konuşulanlara göre bu soygun çarkının sadece bir ayağını Ali Fuat Taşkesenlioğlu ve ekibi oluşturuyor. Şirketler, aracı kurumlar ve manipülatörler de vurgunun önemli aktörleri

 

Soygun çarkının dört ayağı
Ali Fuat Taşkesenlioğlu  – kardeşi AKP milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu
 
Bir eşik daha aşıldı.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa ve Saray’ı birbirine bağlayan rüşvet ağı 85 milyonun gözleri önünde örtülüyor. Kirli aktörler, deliller, yazışmalar, kayıtlar, rüşvetin toplandığı adresler ortada ama haftalar geçmesine karşın bir operasyon yok. Sadece rüşvet ağıyla ilgili itiraflarda bulunan Ünsal Ban tutuklu. Üstelik rüşvet ve yolsuzluk suçundan değil eşi AKP Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’nun görüntülerini ifşa ettiği için cezaevinde.
Peki suç aleniyken yargının harekete geçmediği bu çarpık, ucube sistemde gazeteci ne yapacak? Çoğu zaman belge yok, çünkü yargı işini yapmıyor, soruşturma ilerlemiyor. Gazeteci belge yok diye susacak mı?
Mecburen rüşvet ağının izlerini tanıklarla konuşup kulaktan kulağa yayılan bilgilerde süreceğiz.
Rüşvet ve yolsuzluk ağının merkezindeki isim; Ali Fuat Taşkesenlioğlu. Geçmişi malum; FETÖ’nün bankası Bank Asya’da 16 yıl yöneticilik yaptı ama ona hiç dokunulmadı. Bank Asya’da şüpheli 100 milyon dolarlık krediye imza attığı için hakkında hazırlanan BDDK raporu yok edildi ve Halk Bankası Genel Müdürü yapıldı.
 
KURDA KUZU EMANET EDİLDİ
 
İddiaya göre; Halk Bankası genel müdürüyken müteahhitlerle arası çok iyiydi. Kredi musluklarını kendisine gelen çantalar dolusu rüşvetle açtığı da kulaktan kulağa yayılmıştıBüyük inşaat şirketlerinin sahipleriyle Bodrumda ortak araziler aldığıemanetçisinin hemşerisi K.U. isimli bir müteahhit olduğu da konuşuldu.
 
Bank Asya geçmişi ve tüm bu rüşvet iddialarına karşın Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun hızlı yükselişi sürdü ve 17 Nisan 2018’de SPK Başkanlığı’na atandı. SPK’nin görevi; yatırımcıyı manipülasyona karşı korumak, piyasanın adil ve etkin çalışmasını sağlamak. Bu kurumun başına Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nu getirmek kurda kuzu emanet etmekten farksızdı.
 
SPK BAŞKANI’NIN 101 OYUNU
 
Aracı kurum yöneticileri, Boğaz’a hançer gibi saplanan Gökkafes’teki SPK’nin İstanbul temsilciliğine Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nu tebrik etmek için gelmişti. Taşkesenlioğlu’nun ilk sözü şöyleydi:
 
“Ben FETÖ’cü değilim, hiçbir zaman FETÖ’cü olmadım.” Oysa bunu kimse gündeme getirmemişti. Bir tanık Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nu daha yakından tanımak için bir özelliğinden bahsediyor:
 
“Okey taşlarıyla oynanan 101 oyununu çok sever. Sabahlara kadar bu oyunu oynar. Parasına oynamaz ama kaybetmeye tahammülü yoktur. Taş çalar, kavga çıkarır. Çok agresif ve takıntılı bir yapısı var.”  Bunlar ne kadar doğru bilinmez ama başaktörü olduğu rüşvet skandalı da hırsını ortaya koyuyor.
 
SOYGUN ÖNCESİ SESSİZLİK
 
Finans ve yatırım dünyasındaki tanıklıklara göre; Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun SPK’nin başına gelmesiyle rüşvet planı işlemeye başladı.
 
İlk 8 ay boyunca halka arz ve bedelli sermaye artırımı başvurularının çoğunluğu reddedildi ya da yanıt verilmedi. Danışmanlar ve şirketler arasında “Ne yapalım, nereye, ne kadar ödeyelim” konuşmaları başlamıştı. Bu sırada C.U. isimli bir kişi SPK’deki işleri çözebileceğini söyleyerek bazı bekleyen dosyalarla ilgili piyasaya çıkmıştı. Rivayete göre; C.U. Bodrum’da yatında Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nu sıklıkla ağırlamaktaydı. Bu ilişki kulaktan kulağa yayılmıştı. 2019’da C.U. İzmir merkezli bir şirketin sahipleriyle buluştu. Bu şirket, bir yılı aşkın süredir yaklaşık 30-40 milyon liralık halka arz için yaptığı başvuruya yanıt alamamıştı. C.U. ile görüşmelerinden hemen sonra SPK uzmanı şirket ziyaretini yaptı. SPK ile bağlantısını kanıtlayan C.U. “4 milyon TL istiyorlar” dedi. Şirket bu parayı ödemediği için halka arz başvurusu 2 yıl bekletildi. Normalde halka arz başvuruları 5-7 ay içinde sonuçlanıyor.
 
Bazı danışmanlar rüşvet taleplerini şirketlere iletirken SPK muslukları açmaya başladı. Piyasanın deneyimli isimleri bugün “SPK Başkanı’nın bu rüşvet ağının başında olabileceğini hiç düşünemedik. Bir daire başkanı ya da bazı memurların işler çevirdiğini zannetmiştik” diyor.
 
İMKANSIZ İŞLEMLER TAHTADA
 
Ancak kısa süre sonra imkansız zannedilen işlemler tahtalarda görünmeye başlayacaktı. Piyasa kurallarına tamamen aykırı olan halka arz ve bedelli sermaye artırımlarına Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun başkanlığındaki SPK onay veriyordu. İşin uzmanları, tahtalardaki manipülasyonları hemen anlamıştı. Bazı içi boş şirketlerin veya matruşka gibi iç içe şirketlerin kasası, halka arz ve bedelli sermaye artırımı ile dolduruluyor, hisse fiyatları manipülasyonlarla şişiriliyordu. Şişirilmiş hisse fiyatlarından şirket sahipleri Borsa’da ortak satışı yapıyor, patronlar cebini doldururken rüşvet verdiği parayı da çıkıyordu. Hisseler düştüğünde tek kaybeden binlerce küçük yatırımcıydı. Kağıtları düşük fiyattan yeniden toplayan patronlar bu tuzaklı yoldan çıktıklarında ceplerindeki parayı katbekat artırmış oluyordu.
 
Bu sırada iktidar, ekonomi politikaları ile küçük yatırımcıyı borsaya itiyor, yatırımcı sayısında rekorlar kırılıyordu. Halka arzlarda rekor artış yaşanıyor, büyük çoğunlukla iktidara yakın şirketlerin büyük paralar toplaması sağlanıyordu. Yani sadece küçük yatırımcı dolandırılmıyor, büyük sermaye transferi yapılıyordu.
2020 yılında Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun adamı olarak Nedim Özbek ismi duyuldu. (Sedat Peker ifşalarında halka arz için SPK’ye başvuranların Nedim Özbek’e yönlendirildiğini söylemişti.) Ağabeyi SPK Başkanı olan AKP Erzurum milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’nun danışmanlık şirketi de devredeydi. Başka danışmanlar da rüşvet ağının içine yerleşmişti.
 
TESLA VE RÜYA ÇİFTLİĞİ
 
Zehra Taşkesenlioğlu ile 2019’da evlenen Ünsal Ban ise piyasalarda fırtına gibi esiyordu. Artık halka arz olmak için başvuran şirketlere aracı kurum yetkilileri “SPK izni için Hoca ile görüştünüz mü?” diye soruyordu. “Görüşmedik” diyenlere randevu alan aracı kurumlar türemişti.
 
Ünsal Ban çok cüretkardı. İlk zamanlar bazı şirket patronlarını, Bolu Mengen’deki Rüya Çiftliği’ne çağırılıyordu. 250 dönümlük, lüks lokantalar, ağaç evler ve otel bulunan çiftliğe Ünsal Ban, Bolu plakalı Tesla marka aracıyla gelirdi. 200 milyon lira değerindeki bu çiftliğini daha sonra şoförü Ahmet Karakaş’ın üzerine geçirecekti.
 
Rüşvet pazarlıklarının diğer adresi ise Ankara’da kamu bağlantılı karanlık işlerin en önemli merkezi Next Level’dı. Borsa patronları, Ali Fuat Taşkesenlioğlu’na ulaşamayınca Next Level’daki danışmanlık şirketine yönlendiriliyordu. Ünsal Ban burada rüşvet tarifesini önlerine koyuyordu.
 
GÖKDELENDEKİ 54 NUMARA
 
İddialara göre; bir süre sonra İstanbulda da ofis kullanmaya başladılar. Maslaktaki bir gökdelenin 14. katında 54 numaradaki danışmanlışirketinde rüşvet pazarlıkları yapılıyordu. Bu ofiste Ünsal Ban’ın yanında AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan’ın eşi Direnç Karaaslan vardı. Direnç Karaaslan, parmağındaki Osmanlı tuğralı büyük yüzüğüyle oynarken rüşvet oranlarından ve Borsa’ya açıldıktan sonraki hisse fiyatının nereye ve nasıl çıkarılacağından bahsediliyordu.
 
YÜZDE 3 BİN ORANLI SERMAYE
 
Hiç olmayacak işler SPK bültenlerinde yayınlanıyordu.
Mesela 2020’de 6 milyon 750 bin TL sermayeli, üstelik yüzde 70’i fiili dolaşımda yani halka satılmış bir şirkete, yüzde 3 bin 85 oranıyla bedelli sermaye artırımı izni çıktı. Bu daha önce görülmüş bir örnek değildi. İddiaya göre; bu şirketin sahibi Ali Fuat Taşkesenlioğlu ile görüşmüş ve “Kurulda şu an senin profilin bozuk, 3 ay sonra seni arayacağım” yanıtı almıştı. Gerçekten 3 ay sonra inanılmaz orandaki bedelli sermaye artırımı SPK’dan onay aldı. Şirket 200 milyon TL üzerinde yatırımcıdan para topladı, hisse fiyatı bedelli öncesi yapılan manipülasyonla 10-13 TL den 250 TL ye çıkartıldı, bu esnada patron yüksek fiyattan ortak satışı yaptı.
 
Bir başka çok konuşulan iddiaya göre; bir gayrimenkul yatırım ortaklığı şirketinde, bedelli sermaye artırımı için şart olan izahname bile SPK’ya sunulmadan onay kararı çıkmıştı. Karardan haftalar sonra izahname sunuldu. Yüzde 80’i halka açık olan, yatırımlarının çoğu yurtdışında olan şirketin patronu hiçbir taahhütte bulunmadan piyasadan 1 milyar lira toplayacaktı. Bu patronun Ali Fuat Taşkesenlioğlu’na 20 milyon lira rüşvet verdiği iddia ediliyordu.
 
ARACI KURUMLAR KAZANDI
 
Yatırım piyasalarındaki konuşmalara göre; rüşvet tarifesindeki oranlar halka arz veya bedelli sermaye artırımının yüzde 5 ile yüzde 10’u arasında değişiyordu. Ancak rüşvetin 5 milyon liradan az olmaması şartı vardı. Tabii ki tek kazanan onlar değildi. İddiaya göre; bu süreçte işbirliği yaptıkları aracı kurumlar da servetler kazandı. SPK Başkanı’ndan aldıkları cesaretle yasaya, mevzuata aykırı işlere imza atıyorlardı. Eski SPK yöneticilerinin de aracı kurumlarda çalışması dikkat çekiciydi. Ali Fuat Taşkesenlioğlu’ndan önce SPK koltuğunda oturan Vahdettin Ertaş bile, daha önce büyük manipülasyonlarla gündeme gelmiş bir ismin şirketinde danışmanlık yapıyordu.
 
Büyük halka arzları, Ünsal Ban ile ilişkili, iktidara yakın aracı kurumlar tek başına yapıyor ve sadece istediğine hisse satıyordu. Oysa bu SPK’nin amaç maddesine aykırı olduğu gibi, Pay Tebliği’nin oransal eşitlik ilkelerine de aykırıydı. Bu işlemler SPK’ye defalarca bildirildi ama bir sonuç çıkmadı.
Birkaç aracı kurumun, 2020’de yatırım bankası kurmak için BDDK’den izin alması da finans dünyasında şaşkınlık yaratmıştı. Aracı kurumların aldıkları komisyonlarla yatırım bankası açacak noktaya gelmesinin imkansız olduğu anlatılıyor.
‘ORTAK SATIŞ’LI DÜMENLER
 
Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun döneminde pek çok halka arz ‘ortak satış’lı oldu. Yani halka arz ve bedelli sermaye artırımı ile şişirilen hisselerin karlarının hepsini patronlar topladı. Sadece patronlar ve rüşvet ağı ceplerini doldurdu.
 
2020’de toplam halka arz büyüklüğü 1 milyar 258 milyon TL’ydi. Bunun yüzde 38’i ortak satışıydı: 477 milyon 500 bin TL. Bedelli sermaye artırımı ise 780 milyon 600 bin TL olmuştu. 2021’e gelindiğinde ise halka arz büyüklüğü fırladı. 1 milyar 258 bin TL’den 22 milyar 574 milyon TL’ye çıktı. Bunun yaklaşık 12 milyar TL’si ortak satışıydı. Ortak satışı oranı yüzde 52.69’a çıkmıştı. 2022 Eylül ayı itibarıyla halka arz büyüklüğü yaklaşık 13 milyar TL. Bunun yaklaşık 6 milyar TL’si ortak satışı. 2022 oranı yüzde 45’i geçti.
MANİPÜLATÖRLERE YÜZDE 25
 
Elbette bu çarkta manipülatörler çok önemliydi. Bazı büyük aracı kurumların manipülasyon organizasyonlarını yönettiği de iddialar arasında. “Tahtayı yapmak lazım” diyorlar ve manipülatörler için yüzde 25 istiyorlardı. Anlaşma sağlandıktan sonra özellikle internette büyük bir ağa sahip olan manipülatörler kağıdı yükseltip indirecek haberleri yayıyordu. Sedat Peker ifşalarında bahsettiği gibi ‘Borsa Gündem’ isimli sitenin de bunun için kullanıldığı uzun zamandır konuşuluyordu.
Yüzde 10 rüşveti Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun şebekesine veren şirketler, yüzde 25’i de manipülatörlere teslim ediyor yine de kazançlı çıkıyorlardı. Çünkü para küçük yatırımcıdan geliyordu.
 
Tahtaya bakan herkes hisseleri 10 liradan 73 liraya, 3 liradan 21 liraya fırlayan şirketleri gördü. Bu kağıtların hızlı düşüşüne de tanıklık ettiler. Ama bunları incelemesi gereken SPK’nin başındaki kişi zaten kirli tezgahın merkezindeydi. Toplam 2.5 milyon yatırımcının bu süreçte parasını büyük oranda kaybettiği tahmin ediliyor.
1 MİLYAR TL’LİK VURGUN
 
Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun döneminde 33 milyar TL halka arz, 22 milyar TL bedelli sermaye artırımı yapıldı. Toplam para; 50 milyar TL. Piyasadaki deneyimli isimler bu dönemde en az 1 milyar TL’lik rüşvet toplandığını öne sürüyor.
Şimdi Ali Fuat Taşkesenlioğlu hakkındaki rüşvet ve devasa mal varlığı iddiaları ortada duruyor. Kardeşi Zehra Taşkesenlioğlu ile Ünsal Ban’ın 5 yıllığına 3 milyon 850 bin avro ödediği tekne Yunanistan’da demirli. Yurt dışında her gün yeni bir gayrimenkulleri ortaya çıkıyor. Zehra Taşkesenlioğlu’nun Ünsal Ban’a elden 2.5 milyon dolar verdiğini de biliyoruz. Ülke babalarının çiftliği olmuş ve gizli mal varlıkları sadece tahmin edilebiliyor. Hepsi gözümüzün önünde yaşandı. Haftalar geçti ve 85 milyonun vergileriyle var olan yargı bu güruha karşı bir adım atmadı. Bu süreçte hangi deliller yok edildi, konuşabilecek kimler susmaya karar verdi?
 
Artık Türkiye’ye “Muz Cumhuriyeti” demek ‘Muz Cumhuriyeti’ne hakaret.

 


 

LİNK : https://www.birgun.net/haber/soygun-carkinin-dort-ayagi-403135
Özel Buro Grubu'na
Hoş Geldin!

İçeriklerden anında haberdar olmak için mail sistemine abone olmak ister misiniz?

Popüler Yazılar