ATATÜRK VE TÜRK MİLLİYETÇİLERİ DOSYASI : YABANCILARIN TARİH BOYUNCA “TÜRKLER” HAKKINDAKİ SÖZLERİ

Özel Buro Grubu'na
Hoş Geldin!

İçeriklerden anında haberdar olmak için mail sistemine abone olmak ister misiniz?

YABANCILARIN TARİH BOYUNCA “TÜRKLER” HAKKINDAKİ SÖZLERİ

“Rusya’da bir söz vardır: Hangi Rus’u kazısanız, altından mutlaka Tatar çıkar”

Rus Devrimci Vladimir Lenin – 1920

“Dünyada iki bilinmeyen vardır: Biri kutuplar diğeri Türkler”

Fransız Tarihçi Albert Sorel – 1839

“İnsanlari yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur, kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği, hem kadını şereflendiren bir daha meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki; Türkler öldürülebilir, lakin mağlup edilemezler”

Fransa İmparatoru Napoleon Bonaparte – 1801

“Eğer bir Türk devleti olmasaydı mutlaka yaratmak gerekirdi”

Fransa İlk Cumhurbaşkanı Adolph Tiers – 1850

“Dağ başındaki haydutlar olarak isimlendirdiğiniz Mustafa Kemal ve ordusundaki Türkler burada olsalardı teker teker hepsinin heykellerini dikerdik”

Fransa Başbakanı Aristide Briande – 1940

“Türkün yüzünü, kuvvetli endamını, pırıltılı kostümünü, zarif tavırlarını, kibar gülüşünü, aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan, Türkün özünü göstermektir. Bu öz, ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez”

Fransız Ressam Alexandre G. Decamps – 1830

“Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk’ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman, ışığı örten zevksiz bir perde gibidir”

Fransız Bilgini Antonie Gelland – 1704

“Irk ve millet olarak Türkler; geniş coğrafyalar ve imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenidir. Sosyal ve örfi faziletleri tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır”

Fransız Yazar Devlet Adamı Lamartine

“Bugün Türklerin esiriyim. Demirin, ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar, esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok, zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin, asaletin, nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap, asil ve bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak ne kadar değerli bir bilseniz”

İsveç Kralı Demirbaş Şarl

“Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil, iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk, bu zekasıyla zafer kazanır, uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupanın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı”

Rus Komutan İvan Çarnayev – 1922

“Rusya tarihinde Türklerin olmadığı herhangi bir dönemden söz etmek mümkün değildir, hangi Rus’u kazısanız altından mutlaka Tatar çıkar deyimi, milli kimlikten ziyade tarihi ve kültürel bir gerçekliği ifade ediyor”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin – 2010

“Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türkün eli, yendiği insanların yarasını sarmakta da ustadır”

İskoç Şair Lord Bayron – 1801

“Türkler, devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf üstadlardır”

Avusturyalı Tarihçi Diplomat Joseph von Hammer Purgstall

“Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş, kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır”

İngiliz Yazar Lady Mary W. Montagu

“Türk’ün ahlâkî seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle yada farazi ahiret tehdidiyle değil, çevrelerinde fenalık görmemek sureti temelinde oluşur”

Danimarka’lı Filozof Thomas Thorsten

“Türkler kahramadırlar, dostlarına zarar vermezler. Bu yüce millet tuttuğu eli bırakmaz, sözünden dönmez, iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir”

Çek Bilgini Jon Amos Comenuis – 1630

“Türkün şevkat ve insaniyet duygusunu inkâr mümkün değildir. Bu duygu insanı atalete sevkedip teşkilatı düzensiz bir toplumun bir derdine tek çare demektir. Türk ırkının soyluluğunu gösteren diğer duygular, yani en küçük iyiliklere karşı besledikleri minnet ve şükran duygusu, ölmüşlere karşı besledikleri minnet ve şükran duygusu, büyük bir nezaketle yapılan konukseverlik adeti, hayvanlara saygı alışkanlığı gibi faziletlerin inkârı da mümkün değildir”

İtalyan Edebiyatçı Edmondo De Amics – 1900

“Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya, korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir, berrak bir göldür. Gönül açan bu seher yelini yıldırmak, gözleri kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı da inciten bir gaflet olur.”

İtalyan Şair Yazar ve Edebiyatçı Tasso

“Türk gibi ölüme gülerek bakan bir eri başka hiçbir ulusta bulamazsınız. Yalnız ona iyi bir komutan gereklidir”

Alman Binbaşı Mullman – Çanakkale

“Her Türk’ün bakışında silahın ruha verdiği güveni görmek mümkündür. Onlar; hayata ve olaylara güvenle bakmayı öğrenmişler. Kaçınılmaz olan şu ki, Türklerin ruhu yeniden parlayacak ve silah kullanmak için doğan bu kahraman milletin tarihi eski ışığını bulacaktır. Şimdiden görebildiğim bu gerçeği, tarihe bir not olarak düşüyorum”

Alman Feldmareşal Von Moltke

“Türk, Heredot’tan ve Tevrat’tan çok daha eski yüzyılların tanıdığı bir ulustur. Sadelik içinde görkemi, sükunet içinde ihtişamı, tahakküm kabul etmeyen bir yüreklilik, alabildiğine geniş bir fetih aşkı, bölgelere ve inançlara uymaktan daha çok, bölgeleri ve inançları kendine uydurma zevki ve alışkanlığı Türk milletinin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür. Ülkeleri değil kıtaları altüst etmişler ve korkunç saldırılar karşısında sarsılması hiç de kolay olmayan egemenliklerini yaratmışlardır. Kısacası tarih, Türklerden çok şey öğrenmiştir”

Alman Tarihçi Hammer

“Türk dilini incelerken insan zekasının dilde başardığı büyük mucizeyi görürüz. Türkçe bir dilbilgisi kitabını okumak, bu dili öğrenmek niyetinde olmayanlar için bile gerçek bir zevktir. Türlü dilbilgisel biçimlerin belirtilmesindeki ustalık, ad ve eylem çekimi sistemindeki düzenlilik, bütün dil yapısındaki saydamlık ve de kolayca anlaşılabilme yeteneği, insan zekâsının dil aracıyla beliren üstün gücünü kavrayabilenlerde hayranlık uyandırır. Türk dilindeki duygu ve düşüncenin en ince ayrımlarını belirtebilme, ses ve biçim öğelerini baştan sona dek düzenli bir sisteme göre birbiriyle bağdaştırıp dizileme gücü bize, insan zekâsının dilde yarattığı mucizeyi gösterir. Birçok dillerde bu gibi olaylar gözden perdelenmiştir; onlar çözülmez kayalar gibi karşımızda durur ve ancak dilcinin mikroskopuyla dil yapısındaki organik öğeler ortaya çıkarılır. Türk dilinde ise, her şey saydamdır, apaçıktır. Dilin iç ve dış yapısı, berrak kristal bir arı kovanı yapısını seyrediyormuşuz gibi ortadadır”

Ünlü Alman Filolog Friedrich Max Müller

“Onlar farkında değillerse de Avrupalılar bir gerçeğin farkındadır. Tarihten Türkler çıkarılırsa ortada tarih adına pek bir şey kalmayacaktır”

Alman İktisatçı Fritz Neumark

“Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir.

Türk köylüsünün orak, katibinin kalem ve kadınlarının etek tutuşunda dâhi silaha sarılmış bir pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur, keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür”

Alman Genelkurmay Başkanı Helmuth Karl Bernhard – 1911

“Onlara ‘Türk’ adını Tanrı’nın kendisi verdi.

Tanrı dünya milletlerinin idare dizginlerini onlara verdi ve zamanımızın hükümdarlarını hep onlardan seçti. Türklerin oklarından korunmak isteyenler onlara düşman değil dost olsun. Onlarla dost olmanın en iyi yolu onların diliyle konuşmaktır. Türkler onların diline sığınıp Türkçe konuşanları kendilerinden sayarlar”

Kâşgarlı Mahmud – Divan-ı Lügati-t Türk

“Dünya milletleri arasında kahramanlık ve cesaret bakımından Türklerden üstün; büyük hedeflere ulaşmak bakımından da onlardan dirayetli hiçbir kavim yoktur. Cenab-ı Hâk onları aslan sıfatında yaratmıştır”

Mısırlı Tarihçi İbn-i Hassul Buveynî

“Türklerin yürekleri temiz, töreleri çeliktendir. Bizde olduğu gibi batıl fikirleri, saplantılı fikir ve düşünceleri yoktur, bu nedenle onları kolayca korkutamazsınız. Türkler korkmaz, korkutur!”

Arap Düşünür Semame İbn-i Eşreş

“Türklere gelince; Dünya krallarından hiçbiri ne Hüsrev ne Sezar ne İskender ne Nebukadnezar onlarla karşılaştırılamaz. Hüsrev’e gelince, o Perslerin lideri ve krallarıydı, ancak Persler Türklerden tamamen eksiktir. Sezar ve İskender’e gelince, onlar Yunanlıların ve Romalıların krallarıydı, ancak yine Yunanlılar ve Romalılar büyüklük açısından Türklerle karşılaştırılamaz”

Ünlü Tarihçi ve Filozof İbn-i Haldun – 1394

“Türkler atını kendisi yetiştirir, atının adını söylerse atı onu takip eder, koşarsa atı da arkasından koşar. Atlarına adeta vücutlarının bir uzvu gibi hükmederler, hızla koşan atların üstünde geriye dönerek isabetli ok atarlar. Türk’ün ömrünün günlerini toplasan atı üzerinde geçen günlerinin daha çok olduğunu görürsün. Altındaki hayvanı dinlendirmek isterse inmeden diğerine biner. Türk hem çoban, hem siyasi, hem cambaz, hem baytar hem de süvaridir. Hülasa, bir Türk başlı başına bir millettir”

Arap Âlimi El Cahiz – 740

“Ey müminler, hadiste açık bir şekilde “Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın” denilmiştir. Haddi zatında bu hadis, Hazreti Peygamberin tüm Araplara bir nevi vasiyet ve uyarısı mahiyetindedir. Aklı selim için yol, bizim Türklerle mütareke içinde dostça yaşamamızdr. Bir millet ki Zülkarneyn (Büyük İskender) bile bütün yeryüzüne bir kasırga gibi harb ve kılıçla hâkim olduktan sonra, onlarla harbetmekten çekinmiş ve; ‘Onları bırakın, onlara Türk’tür! demiş ve onlara hiçbir surette dokunamamıştır. Şimdi siz, böyle bir milleti ne zannediyorsunuz? Onlarla başa çıkmak pek kolay olmasa gerektir”

Halife Ömer devri katiplerinden – Ebu Osman Amr bin Bahr el-Kinani – 753

“Türkler savaş anında ne yaman bir düşmandır. Onların (düşmanlarına) verecekleri (ganimet) çok az, alacakları ise pek çoktur, sakın ki o nehri (Seyhun) aşmayın, aşmayın ki Belence’de Abdurrahman b. Rebîʻa el-Bâhilî’nin başına gelen bir başka sahabenin ve ordusunun başına gelmesin”

İslam Halifesi Hz. Ömer

“Ebu Süfyân Türklerle savaşma konusunda temkinli davranmıştı. Nitekim “Türklere ilişmeyin” hadisinin ravileri arasında oğlu Muâviye de bulunmaktadır. Muâviye, Ermeniye bölgesinde Türklerle savaşıldığını duyduğunda öfkelenerek Ermeniye valisine, “Anası ölesice, sana herhangi bir şekilde onları tahrik etme demedim mi?” diye çıkışarak “Benden emir gelmedikçe onlarla savaşmayın, çünkü ben Rasulullah’ın “Türkler, Arapları sürecek ve yavşan otunun bittiği yerlerde onlara yetişecek” dediğini işittim. Bu sebeple onlarla savaşmaktan hoşlanmıyorum dedikten sonra Allah Resûlü’nden duydum ki” diyerek söz konusu hadisi zikretmiştir”

Sahih-ul Buhari – İbn Kuteybe – el-Meʻârif

“Dünyada Türklerden başka hiçbir ordu bunca ardı ardına savaşların sonunda ayakta duramazdı. Türklerden başka vatanı uğruna canını vermeye bu denli hazır asker ve millet yoktur sanırım”

General Hamilton – Gallipoli -Çanakkale

“Türklerin en sevdikleri şey hak ve hakikattir. Hiçbir haksızlık yapmadıkları hâlde de defaatle haksızlığa uğramışlardır”

İngiliz Devlet Adamı William Pitt

“Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin mesleği askerliktir. Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun Türk askerinin karşısında düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler”

Birleşik Krallık Ordusu W. Donaldson

“Türkler ölmeyi biliyorlar, hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada Türklere karşı hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan bol bol faydalanıyorum. Fakat, meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var:

Türklerin yaşayan hatıraları!

Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler, şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil, onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben, Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar”

Müttefik Kuvvetler Komutanı Avusturya’lı M. Montecuccoli

“Yine bir cephe savaşında Türklere karşı başarısızlığa uğradık. En kuvvetli olduğumuz Çanakkale’de dâhi başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle, cüret ve cesaret kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Bugüne dek böylesine gözü pek millete rastlamadım”

Birleşik Krallık Stratejst Sir Julien Corbet

“Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır”

İngiliz Tümgeneral Sir Charles F. Townshend

“On ulusun, on yiğit adamının gücü tek bir kimsede toplansa yine bir Türk’e bedel olmaz. Türklerin en çok konuştuğu şey savaştır, zaferdir, eğlenceleri ise atları ve silahlarıdır”

Sir Charles Mcfarlene

“Türk’ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve adi iftiralar önünde Türk’ün vakur ve asil kalışı, kuşkusuz körlerin gerçeği anlayamadıklarını düşündüklerinden ve onlara acıdıklarındandır. Bu soylu davranış, o adi iftiralara açık bir cevaptır. Zira aslanlar kral olabilir lakin hiçbir kurdu sirkte oynarken göremezsiniz”

– Pierre Loti

“Haydi beni bir daha tutuklayın İngilizler! Ama görüldü ki tutuklama ve öldürmeyle iş bitmiyor! İşte Türkler, kendi cenaze merasimi için hazırlanan tabutlarını, sahiplerinin başlarına geçirdiler. Biz ki Mustafa Kemal İngilizleri yenene kadar Tanrı’yı da İngiliz zannediyorduk”

Hindistan Ulusal Kahramanı Mohandas Gandhi

“Türk askeri cesurdur. Bu millet anavatanını sever ve onun için gerekirse çekinmeden canını feda eder”

Ünlü Fizikçi Bilim İnsanı Albert Einstein

“Çağdaşlarımız olan Türkler ve Moğollar.

Onlar bozkır sanatını inceledigimiz atalarından şuan ikibin yıl uzaktalar. Fakat o dönemde yaşayan Türkler, Fransızlardan daha uygardılar, hatta Fransızlar yokken Türkler vardı ama henüz evrimlerinin ilkel dönemlerindeydiler. Öte yandan bu topluluklarda yaşamın belli başlı sorunlarına karşı büyük bir duyarlılığa, son derece bilinçli ve derin bir varlık anlayışına rastlanır. Yıllar içinde kendi deneyimlerinden çıkarttıkları derslerin, her ne kadar yüzyılların ve kültürlerinin yok olduğu dönemlerin yıkıcı etkisiyle bozulsa ve bir nebze özlerinden uzaklaşsa da; kalplerinin derinlerinde bir yerde hâlâ varlığını sürdürdüğüne ve genetik miraslarının bir parçası olduğuna inanıyorum. Belki de Anadolu köylüsünü dünyanın en sağlam toprak insanı yapan vatan toprağına bağlılık duygusu, işte bu köklerden gelen bir duygudur. Belki de şehirlilerin köy yaşamına duydukları büyük sevgi buna bağlıdır; sayısız bahçesi ve ağaçların arasındaki evleriyle eski Türk şehirleri buna en iyi örnektir.

Bu toplulukların hayvan ve bitkilere yaklaşımları, yaşam ilkeleri ve bir bütün olarak gördükleri farklı yaşam biçimlerine verdikleri önemi göstermektedir. Böyle bir yaklaşım tüm yaşam biçimlerine saygı duymayı getirecekti; ama bu saygı, yaşamın olmazsa olmaz koşulu ölümü ve öldürmeyi yasaklamıyordu, çünkü öldürülen şey besin kaynağıydı ve insan, hayvan ya da bitki fark etmiyordu. Öldürmek hep aynıydı. Acaba hangi uygarlık, Altaylılar gibi av çemberinde kalan hayvanların bir kaçının kaçmasına göz yumup türlerin yok olmamasını sağlamak istemiş yada meyve ağacında mutlaka birkaç meyve kalmasına dikkat etmiştir?

Toroslu Yörük bir oduncunun birazdan keseceği ağaçtan özür dilemesini sağlayan nasıl bir duygudur?

Yada birazdan kurban edeceği horozun boynunu özenle ve şefkatle okşayan köylünün heyecanı nasıl bir heyecandır?

İşte bu Türklük bilinci, çeşitli dinlerin ortaya çıkardığı bağnazlıkların ve milletleri sömürmek adına yapılan savaşların karşısında, türlü zorlukların üstesinden gelmek için ihtiyaç duyulan en büyük güç kaynağı olarak tarihin her sahnesinde yerini almaktadır”

Fransız Tarihçi Türkolog Jean Paul Roux

“Günümüzde her modern ulus, farklı etnik kökenlerin karışımıdır. Türklerin gerçek Türk olmadığını anlatmaya çalışmak umutsuz bir çabadır. Türk halkı genetik olarak çeşitlidir ancak dilleri, kültürleri ve tarihlerinden oluşan ortak bir psikolojiye sahiptir.

Avrupalıların aksine Türk boyları hiçbir zaman kendilerini tamamen farklı kimliklere ayırmadılar. Türk kimliği kalır, dil kalır, kültürün çoğu kalır. Coğrafyaya uyum sağlar insanlar, fiziksel olarak birbirinden farklıdır. Keza tüm göçebe bozkır kavimleri çeşitliliğe açıktır ve ilgi duyarlar. Bu nedenle yeni gelenlere veya farklı insanlara karşı temkinli değillerdir. Onları kültürlerine ve toplumlarına dahil etmek için neredeyse içgüdüsel bir refleks vardır, çünkü boyların ve klanların hayatta kalması, büyük ölçüde sayılarının artmasına bağlıdır.

Yeni üyeler eklendikçe insanlar değişir ve gelişir, ancak kültür kalır, dil kalır, sayılarda ve çeşitlilikte güç aramak, Türk kültürünün doğuştan gelen bir parçasıdır. Bu sebeple her boy beyliğe, beylikler devletlere ve her devlet İmparatorluğa dönüşmede dünyanın geri kalanından sayıca fazladır. Türklerin her daim savaşçı bir millet olmasını gerektiren bu şartlar kendi aralarında da yaptıkları savaşlara rağmen hâlâ derin bağlara sahip Türk Dünyasının ortak mirasını oluşturmaktadır.

Ruslar ve Ukraynalılar, Yahudiler ve Araplar, Farslar ve Peştunlar, Saksonlar ve Cermenler vb birçok örnekte olduğu gibi birbirinden türeyen, aynı kültürden gelen, aynı dili konuşan fakat birbirine düşman olan toplumların Türkleri anlayamamasının sebebi de budur.

Türk olmak; çok devletler kurmuş olmak değil, ebedi gücün sancaktarı olup Atilla’dan Atatürk’e yürüdüğün yolu unutmamaktır”

Ali Okan Sarıca – Kırım Tatarları Tercüman Gzt.

“Altay dağlarını yol olmaksızın aştık. İrtiş nehrini geçit olmaksızın geçtik. Gece akın ettik. Tan doğarken Bolçu’ya ulaştık. O sırada casus haber getirdi.

Gelen bilgi;

“Yarış Ovası’nda yüz bin asker toplandı”.

‌Bu sözü işitince beylerim;

“Dönelim, hiç bir şey yapmamış olmak yenilginin utancından daha iyidir” dedi.

Şunu söyledim:

Ben Bilge Tunyukuk ve beraberimdekiler buraya Altay dağlarını aşıp geldik. İrtiş Irmağını geçip geldik. Gelmesi zordu. Ama hiç kimse hissetmedi. Belli ki Umay Tanrı, kutsal Yer ve Su Ruhları bize yardım etti.

Dolayısıyla savaşmaktan ne diye kaçacağız?

Düşman çok diye niçin korkacağız?

Sayımız az diye niçin yenilecek mişiz ki? Saldıralım” dedim.

Saldırdık!

Ertesi günü üzerimize ateş gibi kızmış halde geldiler.

Tekrar savaştık.

Onların iki kanadı bizim yarımızdan fazlaydı. Tanrı lütfettiği için onlar çok diye korkmadık, kızıl kanımızı akıtıp ölesiye bitesiye savaştık!”

Bilge Tunyukuk – 720 Ötüken

“Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği ve kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır. Taş kırılır tunç erir ama Türklük ebedidir. Ne mutlu Türküm diyene!”

Mareşal Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

Özel Buro Grubu'na
Hoş Geldin!

İçeriklerden anında haberdar olmak için mail sistemine abone olmak ister misiniz?

Popüler Yazılar